menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halkımızı tanıyor musunuz?

23 0
27.08.2026

www.yildirimkoc.com.tr

DİKKAT SONDA ŞİİRLER VAR

Ben 75 yaşındayım ve ömrümün ancak son 20-25 yılında halkımıza ilişkin bazı genellemeler yapabilecek duruma gelebildim. 

İnsanlarımız son derece uyanık, yalnızca veya öncelikle kısa vadeli çıkarları doğrultusunda hareket eden, son derece gerçekçi, sırtında yumurta küfesi taşıyan tedbirli insanlardır. Bu sıfatları çoğaltmak mümkün. Şeytana pabucu ters giydirecek kadar kurnaz çarıklı erkânıharplerdir. Adam kullanma konusunda da çok yeteneklidirler. 

Tek tek böyle insanlardan oluşan halkımızın çok büyük bölümü de bu özellikle sahiptir. Kişilerin çoğu da, halkımızın büyük bölümü de, sizden yararlanmaları sona erdiğinde, anında size karşı tavır alırlar.

Diğer bir deyişle, halkımız ne kahramandır, ne de cahil ve aptal. Halkımızı yakından tanıma imkanı bulamamış veya anlayamamış insanların efsaneleri veya hakaretleri son derece yanlıştır. 

Genellikle zannedilenin aksine, bizim milletin milliyetçiliği, “insanın vatanı doğduğu yer değil, doyduğu yerdir” biçiminde ifade edilebilir. Bugün milliyetçi kimliğin en yoğun olduğu bir kentte Almanya’da iyi bir ücretle çalışma imkanı olduğunu söyleyin, bakalım başvuru sırası nerelere kadar uzanacak.

“Bizim insanımız garibanı veya yenileni destekler” diye bir efsane daha vardır. Bir sendikacı, niçin eylem yapmadığını sorduğumda, “ben ayakta duran yumruk atmam; başkası yumruk atıp yere çökertmişse, ben de yüklenirim” demişti. Bizim halkımız güçten ve güçlüden yanadır. Birilerinin gücünü yitirdiğini hissettiğinde de hiç tereddüt etmeden karşı tarafa geçer.

Bu topraklarda yaşamaktan ve bu milletin bir ferdi olmaktan son derece memnunum. Keyfini de çıkarıyorum. Ancak sevmediğim iki özelliğimiz var. Avrupa veya ABD’de biriyle kapışacaksanız, düello yaparsınız. Bizdeyse ona karşı pusu kurarsınız. Ayrıca, biriyle yarışma söz konusuysa, kapitalizmin geliştiği ülkelerde rakibinizden daha iyi olmaya çalışırsınız. Bizde ise rakibinize çelme takmanın yollarını ararsınız.

Bir de tembelliği uyanıklık zannedenlere kızıyorum. Bazı kadınlar, çocukları ne iş yaptığı sorulduğunda, “çok rahat, vallahi, söğüt gölgesinde yatıp paralarını alıyorlar” der. Bankamatik memurluğu veya işçiliği diye bir tanım da var. Bence “iyi iş”, insanın kendini geliştirebildiği ve geçimini sağlayabildiği iştir. Yatmak başka varlıklara özgüdür.

Bizim milletin “balık hafızalı” olduğu yolunda bir efsane de var. Bizim millet unutmaz; işine geldiği zaman unutmadığını gösterir. Herkes anasının gözüdür. Herkes her şeyi kafasının bir köşesine yazar, zamanı geldiğinde hatırlatır. Unutmuş gibi yapıyorlarsa, hangi hesapla böyle davrandıklarını anlamaya çalışmak gerekir. 

Ben bir de yabancıların milletimizi tanımak amacıyla yaptıkları anketlere çok gülüyorum. 1960’lı yıllarda Amerikalı “barış gönüllüsü” adı altındaki istihbaratçıları ellerinde anket formlarıyla onbinlerce insanımızla görüşüp, halkımızın yapısını çözmeye çalıştı. Tabii ki çuvalladılar. Bizim uyanık insanımız, bir anketle karşılaştığında, hemen kafasında bin bir hesap yapar ve anketi yapanın duymak istediği yanıtları verir. Bizim milleti çözebilmek öyle zannedildiği gibi kolay değildir.

Halkımıza ilişkin bir efsane, “bir lokma bir hırka” anlayışıdır. Kim halkımızı böyle düşünürse yanlış yapar. Halkımız, özellikle son 30-40 yıllık dönemde tam bir gösteriş tüketiminin çarkına kapıldı. Ancak bu tavırla birlikte, halkımızın geleneksel sade ve mütevazı yaşama anlayışı büyük darbe yedi. İnsanlarımız komşusuna cep telefonuyla, arabasıyla, evindeki eşyalarla hava atmaya başladı. Bu........

© Veryansın TV