menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devrimci Yol’un Tek Eğitim Büro-İş Sendikası

27 0
22.09.2026

www.yildirimkoc.com.tr

Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık tarihinde eksik kalan önemli bir başlık, 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde çeşitli sosyalist örgütlerin veya yapılanmaların kurdukları sendikalardır. Bir dönem eski TKP’nin ve ardından bazı sosyalist yapıların etkili olduğu DİSK hakkında epeyce araştırma yapılmıştır. Ancak, örneğin Devrimci Yol’un, Kurtuluş’un, Halkın Kurtuluşu’nun, vb. kontrolü altında faaliyet göstermiş ve günümüze somut bir örgütlenme bırakmamış sendikalar hakkında hiç çalışma yapılmamış gibidir. Bu dönemi yaşamış ve zamanında bazı belgeleri toplamış biri olarak, bu örgütlerin unutulmaması için bir dizi çalışma yayımlayacağım. İlk çalışma da, Devrimci Yol’un pek bilinmeyen Tek Eğitim Büro-İş Sendikası.

TEK EĞİTİM BÜRO-İŞ SENDİKASI’NIN KURULUŞU

Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde en kitlesel yapıya sahip örgütlenme, Devrimci Yol idi. Tek Eğitim Büro-İş Sendikası, 1 Mayıs 1977 tarihinde Devrimci Yol Dergisi’ni yayımlamaya başlayacak olan örgütlenmenin 27 Ocak 1977 tarihinde kurduğu ve faaliyetlerini 12 Eylül 1980’e kadar sürdüren sendikasıydı.

Tek Eğitim Büro-İş Sendikası, Devrimci Yol Hareketi’ni oluşturan ve önemli bir bölümü memur statüsünde çalışan kişilere dayanarak bir kitle tabanı yaratma çabasıyla kuruldu. TBMM’de kurulan İşçi-Memur Ayırımı Komisyonu raporunu 10 Kasım 1976 tarihinde verdi. Rapor, Resmi Gazete’de 28 Kasım 1976 tarihinde yayımlandı. Bu rapora göre, kamu kesiminde memur statüsünde istihdam edilen kişilerin önemli bir bölümünün işçi statüsüne geçirilmesi gerekiyordu. Devrimci Yol Hareketi’ni oluşturan kadrolar, işçi sınıfı konusunda kapsamlı bir stratejisi ve çalışma programı olduğundan değil, memur hareketi içindeki etkileri sayesinde sendikalarda çalışmaya yönelme niyetiyle, işçi statüsüne geçirilmesini bekledikleri kişileri örgütlemek amacıyla Tek Eğitim Büro-İş Sendikası’nı, Komisyon kararından hemen sonra kurdular.

Tek Eğitim Büro-İş Sendikası’nın Tek Eğitim Büro-İş isimli yayın organının ilk sayısında bu durum şöyle anlatılmaktadır (sahibi: Vural Canpolat, sorumlu yazı işleri müdürü: İsmail Akbaba):

“Temelde işçi sınıfının mücadelesinden korkan hakim sınıfların hükümeti ‘MC’ kendi felsefesine uymayan bir davranış içine girdi. 28 Kasım 1976 tarihinde işçi-memur ayrımı ile ilgili Komisyon kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre eskiden memur sayılan 220 bin emekçi işçi statüsüne, işçi statüsündeki 40 bin emekçi de memur statüsüne geçirilmektedir.

“İşçi-memur ayrımı ile ilgili son gelişme, sorunu çözümleyici olmamasına ve 40 bin çalışana kanunda verilmiş haklar geri alınmasına rağmen 220 bin emekçinin sendikal haklarını elde etmeleri bakımından ileri bir adımdır. Bu hak işçi sınıfının ve tüm demokratik güçlerin verdiği kararlı mücadelenin sonucudur. (…)

“Hakim sınıfların diğer bir hesabı da Komisyon kararı ile işçi sayılan emekçileri kendi sarı sendikalarının tabanı yapmaktır. Hemen aklımıza şu soru gelecektir: Hangi sendikada örgütleneceğiz?

“İşverenden kopara kopara aldığımız haklarımızı işverene tekrar geri verecek, bizim adımıza bizi bir kat daha sömürecek olan, işveren yanlısı sarı sendikalarda mı? Elbette ki HAYIR!

“İlericilik, haklarımızı savunma adına, bizi bir kenara itip kendi başlarına karar alıp, kendi başlarına uygulamaya koyan, kendi tayin edecekleri kişileri bizim adımıza söz sahibi yapan, örgütlenme, mücadele, sendikacılık anlayışı sarı sendikalardan farklı olmayan, doğru sendikal anlayışı benimsemiş olan sendikalara çamur atarak parsa toplayan sendikalarda mı? Elbette ki HAYIR! (…)

“Hepimiz örgütleneceğimiz sendikamızda söz ve karar sahibi olmak isteriz. Gerçekten bizim çıkarımızı koruyacak, haklarımızı en iyi biçimde alabilecek doğru mücadeleyi, doğru örgütlenmeyi, örgütlenme anlayışını benimsemiş, yönetimdeki birkaç kişinin çıkarı için değil, BİZİM çıkarımız için maddi, manevi bütün gücünü seferber etmiş olan Sendikamızı seçelim. Sendikamız, evimiz, okulumuz, hepimizin tek bir bütün olarak kenetlendiğimiz hayatımızın bir parçası olacaktır. İşte bu sendika TEK EĞİTİM BÜRO-İŞ’tir. (…)

“Daha büyük boyutlarda kararlılığımızı göstermek için, kararnamenin yürürlüğe konulması için, işverenin gasp ettiği tüm haklarımızı söke söke almak için, gün geçtikçe kötüleyen hayat şartlarımızı düzeltmek, ihtiyaçlarımızı gidermek, sorunlarımızı çözümlemek için, işçi sınıfının ve tüm halkımızın gerçek kurtuluşu doğrultusunda sendikamız TEK EĞİTİM BÜRO-İŞ’te kenetlenelim, bütünleşelim. Tek bir yürek, tek bir yumruk olalım.”

TEK EĞİTİM BÜRO-İŞ’İN AMACI VE GÖREVLERİ

Büro ve bankacılık işkollarında (İşkolları Yönetmeliğinin 21 ve 22 no.lu işkolları) faaliyette bulunmak amacıyla 27 Ocak 1977 günü kurulan Tek Eğitim Büro-İş’in amacı (Teknik Eğitim Büro Banka İşçileri Sendikası) Anatüzük’te şöyle belirtiliyordu:

“Madde 3 – Sendikanın Amacı

“Ekonomik-demokratik haklardan doğan;

“1) Ücret alma hakkı,

“2) Toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı,

“3) İş garantisi, can güvenliği, sağlık koruma, çalışma ve dinlenme hakkı,

“4) Sendika seçme ve örgütlenme hakkı,

“5) Çalışma ortamını düzenleme hakkı,

“7) Bilimsel düşünce ve özgürlükleri yayma hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, kazanılmasını, korunmasını temel amaç kabul eder. Ayrıca;

“a) Devrimci sendikal ilkelerle, insan haklarına bağlı olarak, işçi sınıfı ve tüm insanlığın özgürlük ve insanca yaşama koşullarına ulaşması, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda gelişmesi, sosyal güvenliğe kavuşması, sömürü ve soygunun ortadan kalkması için çalışmak,

“İşçi sınıfı ve tüm insanlığın kurtuluşu için ekonomik mücadelenin yeterli olmadığına ve siyasi mücadelenin gereğine inanmak.

“b) Din, ırk, mezhep, inanç, siyasi kanaat farkı gözetmeden kendi iş kolunda çalışan tüm işçileri örgütlemek, genel işçi çıkarları çerçevesinde bütünleşmelerine çaba harcamak,

“c) Genel işçi çıkarlarını savunan ve koruyan her türlü demokratik örgütlerle dayanışma sağlamak işbirliği yapmak,

“d) Kendi üyelerinden başka Türkiye ve Dünya işçi sınıfı örgütlerinin, sendikanın amaçları doğrultusunda yapacakları mücadelelerini desteklemek ve dayanışmak,

“e) İşçi sınıfının Ekonomik-Demokratik mücadelesinin, büyüyen ve tekelleşen sermaye grupları karşısında başarıya ulaşabilmesi için, işçilerin günlük sorunlarının çözümünde bile söz ve karar sahibi olduğu güçlü, devrimci sendikalarda toplanmasının zorunlu olduğuna inanmak ve bu uğurda mücadele etmek sendikamız TEK EĞİTİM BÜRO-İŞ’in başlıca amaçlarındandır.”

1977 yılı Ocak ayında henüz Devrimci Yol Dergisi yayımlanmamıştı. Ancak bu konudaki örgütlenme girişimleri olgunlaşmıştı. Tek Eğitim Büro-İş’in kurucuları, daha sonraki aylarda çoğu Devrimci Yol yapılanması içinde yer alacak olan Vural Canpolat, Ömer İmik, Nihat Demirel, Recep Karakoç, Hülya Karan, Nihal Erdem, Füsun Akgün, Seyit Kocakuşak ve M.Baha Çetintaş idi. (Tek Eğitim Büro-İş, Tek Eğitim Büro-İş Tüzüğü, Ankara, 1978)

Sendika’nın tüzüğüne göre, sendikanın görev ve yetkileri arasında şunlar da bulunmaktaydı:

“f. Üyelerin kültürel gelişmelerini sağlamak amacı ile kurslar, seminerler, konferanslar düzenlemek, gazete, kitap, dergi ve benzeri yayınları çıkarmak,

“g. Üyelerin adına ve yararına her türlü bilimsel inceleme ve araştırmak yapmak, ülkenin ekonomik ve sosyal gidişini izlemek, iyiye yönelmesi için çaba harcamak, (…)

“ı. Tüzükte gösterilmemiş olsa dahi mevzuattan ve örf ve adetten doğan bütün faaliyetlerde bulunmak, (…)

“l. Evlenme, doğum, hastalık, maluliyet, ihtiyarlık, ölüm, askerlik, işsizlik, grev ve eğitim gibi sosyal ve kültürel ihtiyaçlar için sandık, tesis, dernek ve benzeri yardım kolları kurmak, üyeleri adına sigorta mukaveleleri yapmak veya yaptırmak.

“m. Spor ve dinlenme tesisleri, kütüphane, haber ajansı kurmak,

“n. Üyelerin çalışma saatlerini azaltmak, ücretlerini artırmak, dinlenme, eğlence haklarını teminat altına almak, vb. maksadı ile bilim ve teknik büroları kurmak sendikanın başlıca görev ve yetkilerindendir.”

Tek Eğitim Büro-İş’in genel merkezi ilk olarak Akay Cad.No.25/13, Küçükesat, Ankara adresindeydi. Genel merkez daha sonra Sümer Sok.No.20/18, Yenişehir, Ankara adresine taşındı.

TEK EĞİTİM BÜRO-İŞ’İN DEVRİMCİ SENDİKACILIK ANLAYIŞI

Tek Eğitim Büro-İş Sendikası’nın 1977-1978 Dönemi Çalışma Raporu’nda “Devrimci Sendikacılık” başlığı altında şu bölüm yer alıyordu:

“Ekonomik-demokratik, ideolojik, politik mücadele bağlamında devrimci sendikacılık anlayışımızı açtığımızda; devrimci sendikalar ekonomik-demokratik mücadelenin politik mücadelenin önümüze sunduğu somut görevlere bağımlı kılınarak verildiği yerlerdir. Ki yaşadığımız süreçte, önümüze en acil sorun olarak direten faşizme karşı mücadelede, sendikaların yeri oldukça önemlidir. Sendikalar kitlelerde anti-faşist mücadele ruhunu yaygınlaştırmalı, faşistliğin toplumsal bir suç olduğunu kavratmalı, kitleleri politikayla uğraşmaya ve kendilerini yönetmeyi talep etmeye alıştırmalı ve kitleleri somut eylemler doğrultusunda harekete geçirmeye çalışmalıdır. Devrimci bir sendika, en geniş kitlelere faşizme karşı mücadele ile zamlar ve pahalılığa karşı mücadelenin bağlantısını kavratmak ve bugün tüm faşist saldırılar karşısında üyelerini mücadeleye sokmak ve emekçi halka arka çıkmak zorundadır.

“Devrimci bir sendika, kitlelerde kendine güveni yaratacak şekilde kitle eylemlerini geliştirmeli, kitlelerin kendiliğinden gelen mücadele taleplerini örgütlemeli ve doğru devrimci hedefler doğrultusunda kanalize etmelidir. Devrimci bir sendika kitleleri politikaya sokmalı, politikayla ilgilendirmelidir. Sendikalar alabildiğine demokrasi uygulamaya çalışarak, kitlelerin örgütlenme ve kendilerini yönetme alışkanlıklarını geliştirmeye çalışır. Devrimci sendikaların diğer bir politik görevi, kitlelerin sorunlarına bu düzen sınırları içinde çözüm arama çabalarına son vermeye çalışmak ve emekçi halk iktidarını ve sosyalizmi bir hedef olarak kitlelere benimsetmektir. Devrimci bir sendika bu amaç doğrultusunda, düzenin pisliklerini iyice teşhir etmeli, kitlelere insanca yaşama talebini benimsetmeli, ve bu taleplerin elde edilme yöntemlerini göstermelidir. Devrimci sendikalar işçilere geniş bakışlılık ve enternasyonalist bir ruh kazandırmak için çalışırlar. Ve kitlesinin köyünde, mahallesinde, diğer işyerlerindeki devrimci uğraşlara katılması için çaba gösterirler. Sendikalar aynı zamanda kitlesine verilen devrimci uğraşları, bunların ne için gerekli olduğunu açarak anlatır ve bu mücadele içine sokmaya çalışır.”

Çalışma Raporu’nda “Pratikte Devrimci Sendikacılık Nasıl Olmalıdır?” bölümünde çeşitli somut öneriler formüle ediliyordu:

“a) Örgütlenme ve işyerlerinin faşistleştirilmesine karşı tavır:

“Devrimci bir sendika, örgütlenmeyi sadece üye kaydetmek şeklinde almaz. İşçiler, vardiyalar, üniteler, yerleşim birimleri göz önüne alınarak örgütlenir. (Bu yapı her 20 işçinin oluşturduğu konseyler şeklinde olabilir. Konseyler: konsey sözcüleri meclisi, konsey sözcüleri temsilciler meclisi, vb. gibi primadal (üçgene benzeyen,YK) ilişkiler zinciri içinde işçileri sürekli olarak örgütlü tutar. İşçilerin eğitim çalışmalarını ve her türlü legal eylemlerini örgütler ve denetler. Direnişlerde tüm........

© Veryansın TV