menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Boş ‘çerçeve’

38 0
07.08.2026

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı…

“Devletin taşıyıcı kolonlarını kesip, yerine ‘barış’ boyalı bir çerçeve koyduğunuzda; tavanın üstünüze çökmesi bir ihtimal değil, fizik kuralıdır!”

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük “hukuki ve siyasi illüzyonlarından” biriyle karşı karşıya bırakılmıştır. Adına “Çerçeve Yasa” denilen, ancak özünde devletin bağışıklık sistemini ve egemenlik haklarını felç etmeyi hedefleyen 6551 sayılı kanun[1], bugün yeniden bir “kurtuluş reçetesi” gibi ısıtılıp önümüze konmaktadır. Bu sürecin en çarpıcı savunması ise AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’ndan gelmişti: “Meclis’in yüzde 95’inin destek verdiği bir yasaya ‘ihanet yasası’ demek akılla bağdaşmaz. Meclis’in yüzde 95’i ihanet içindeyse bu ülke batmıştır zaten.”

Bu cümle, sadece bir sayısal kibir değil; milli egemenliği parmak sayısına indirgeyen, niteliği niceliğe kurban eden bir “teslimiyet manifestosu”dur. Ensarioğlu’nun bu “95” nakaratı karşısında, Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve Kuvayı Milliyeci duruşun cevabı ise nettir: Hakikat, kaç kişinin ona sırtını döndüğüyle değil, tarihin ve milli namusun terazisiyle ölçülür!

MİDAS’IN DOKUNUŞU: BARIŞ VAADİYLE TAŞLAŞAN BİR DEVLET

Mitoloji, bugünün siyasi körlüğünü binlerce yıl öncesinden haber verir. Frigya Kralı Midas, tanrı Dionysos’tan dokunduğu her şeyi altına çevirme gücü dilediğinde, bunu sınırsız bir iktidar ve her sorunu “parıltıyla” çözecek bir mucize sanmıştı. İlk bakışta her şey mükemmeldi; dokunduğu taşlar, sarayındaki sütunlar, bahçesindeki güller som altına dönüşüyordu. Ancak trajedi, Midas sofraya oturduğunda başladı. Ekmeğe dokundu, ekmek diş kıran bir metale dönüştü. Suya uzanır, su boğazından akan sıvı bir lav gibi yakıcı bir kütleye evrilirdi. En acısı, sevgiyle sarıldığı kızı bile buz gibi, ruhsuz bir altın heykel oldu. Midas, her şeyi altına çevirerek aslında yaşamın özünü, yani “canı” öldürmüştü.

Bugün AKP’den  CHP’ye, MHP’den DEM’e uzanan o ’lik koro, Türkiye’ye tam olarak bu “Midas Dokunuşu”nu vaat etmektedir. Onlar, “Terörsüz Türkiye” ve “Toplumsal Bütünleşme” gibi parıltılı, altın varaklı kavramlarla devletin temellerine dokunuyorlar. Ancak dokundukları şey; Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, üniter yapısı ve egemenlik haklarıdır. Barış adı altında dokunulan o mukaddes değerler, Midas’ın kızı gibi taşlaşmakta, ruhsuzlaşmakta ve işlevini yitirmektedir. Ensarioğlu’nun “akıl” dediği şey, Midas’ın o ilk körleştirici hırsıdır. Şunu unutuyorlar: Altından ekmek yenmez; ’lik mutabakatla da vatanın egemenlik hakkı pazarlık masasına sürülmez! Egemenlik, dokunulduğunda altına (maddi çıkara veya siyasi konfora) dönüşen bir meta değil, milletin nefes aldığı canlı bir organizmadır. Onu taşlaştırırsanız, devleti öldürürsünüz.

Bu siyasi irade (iktidar ve çerçeveyi imzalayan muhalefet), sadece devlet kurumlarına karşı değil; 40 yıldır PKK terör örgütü ile canını dişine takıp mücadele eden, bu uğurda canını, malını, organlarını, velhasıl her şeyini feda eden şehit ve gazilerimize karşı da doğal olarak taşlaşmaktadır. Yaklaşık bir aydır Güven Park’ta haklarını arayan, değer........

© Veryansın TV