PKK’lılar da askerlik yapacak mı?
Terörü bitirmek adına elindeki silahı bırakıp gelen terörist amacından vazgeçmiş midir? Mücadelesini silahsız yapmaya devam edeceğini bizzat kendisi söylemektedir. Yani Türk bayrağını İstiklal Marşı’nı, resmi dilini kabul edeceğini ve kendilerinin başka bayrak tarafından temsil edilmeyeceğini söylememektedir.
Toplumun içine karışacak olan eli kanlı teröristleri ve onlara yardım edenlerin nasıl bir zihniyette olacaklarını bilerek gelişmeleri okuyabilmek gerekir.
Türkiye’nin önüne konulan yeni süreci izliyorum ve açık söyleyeyim:
Endişeliyim. Hem de ciddi anlamda endişeliyim.
Çünkü bazıları “kardeşlik” diyerek önümüze koydukları projenin Türkiye’yi nereye götüreceğini anlatmıyor. Sadece “barış” kelimesinin arkasına sığınıyorlar. Sen barış istemiyor musun? Şehitler gelsin mi istiyorsun sözlerinin arkasında nasıl bir tehlikenin bizi beklediğini ne duymak ne tartışmak istiyorlar.
Oysa bu milletin barışa itirazı yok.
Türk milletinin itirazı, terörle mücadelede elde edilen kazanımların siyasi hesaplarla heba edilmesine.
Kürt vatandaşlarımızla hiçbir problemimiz yok.
Bunu anlamak için sokaklara bakmak yeterli.
Kürt kökenli polisimiz var, askerimiz var, savcımız var, hâkimimiz var, doktorumuz var, öğretmenimiz var, subayımız var, esnafımız var, tüccarımız var. Evliliklerimiz var, bu evliliklerden doğan çocuklar var
Aynı bayrağın altında yaşıyor, aynı vergiyi ödüyor, aynı devletin vatandaşı olarak aynı hukuk düzenine tabi oluyoruz.
Bizim meselemiz Kürt vatandaşlarımızla değil, PKK terör örgütüyleydi.
Bunu birbirine karıştırmak isteyenlere de açık bir sorum var:
PKK KÜRTLERİ Mİ TEMSİL EDİYOR?
PKK bir terör örgütüdür.
Kürt vatandaşlarımızın tamamını temsil ettiğini söylemek, milyonlarca vatandaşımıza haksızlık etmektir.
O hâlde bugün “kardeşlik” adı altında PKK mensuplarının veya geçmişte örgüt içerisinde faaliyet göstermiş kişilerin topluma yeniden kazandırılması tartışılıyorsa, bunun bütün boyutlarıyla açıklanması gerekir.
Kardeşlik kiminle kuruluyor?
Kürt vatandaşlarımızla zaten kardeşiz.
Öyleyse mesele nedir?
ASIL SORU: PKK’LILAR NE OLACAK?
Hapisten çıkacak örgüt mensupları ne yapacak?
Dağdan inecek olanlar nasıl bir hayat sürecek?
Devlet bunları nasıl denetleyecek?
Nasıl istihdam edilecekler?
Hangi haklara sahip olacaklar?
Siyasi faaliyetleri nasıl düzenlenecek?
Askerlik yapacaklar mı?
Bu sorunun cevabını millet bilmek zorunda.
Geçmişte silahlı bir terör örgütü içerisinde faaliyet göstermiş kişilerin Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde görev yapması ihtimali varsa, bunun yaratacağı güvenlik riskleri nasıl değerlendirilecek? Tekrar ediyorum teröristin sadece silahı olmayacak amacı düşüncesi değişmedi, Türk askeri hala onun düşmanı.
Bu durumda TSK’nın personel güvenliği, istihbarat güvenliği ve kurumsal bütünlüğü nasıl korunacak?
Bunları sorgulamak “barış karşıtlığı” değildir.
Bunlar devlet aklının sorması gereken sorulardır.
GAZİ MECLİS’TE PKK’NIN ESKİ MENSUPLARI MI OLACAK?
Bir başka mesele daha var.
Örgüt mensuplarının siyasi ve sivil hayata katılımının önünün açılması hâlinde ortaya çıkabilecek siyasi tabloyu kim hesaplıyor?
Bugün “demokratik siyaset” adı altında atılan her adımın yarın hangi siyasi sonuçları doğuracağını öngörebiliyor muyuz?
Gazi Meclis’in koridorlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin en hassas güvenlik meselelerinin konuşulduğunu hepimiz biliyoruz.
Peki, geçmişte silahlı bir örgütün içerisinde yer almış kişilerin devletin karar mekanizmalarında etkili........
