menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukuk, hesap mı sorar, villa mı yapar?

33 0
12.09.2026

“Bomba iddia” olarak şöyle bir bilgi gündeme geldi: Abdullah Öcalan’ın Hendek eylemlerine ilişkin talimatı, Sırrı Süreyya Önder vasıtasıyla verdiği iddia edildi.

Ne yazık ki medyamız, Sırrı Süreyya Önder’i tartışmayı tercih ederken, meselenin özünü ve daha önemli soruyu yeterince gündeme taşımadı:

Aslında tartışılması gereken asıl konu, Sırrı Süreyya Önder’in bu süreçteki rolünden ziyade, Hendek eylemlerine ilişkin talimatın Abdullah Öcalan tarafından verildiği yönündeki iddianın kendisidir.

Hendek operasyonları sırasında 800 civarı güvenlik görevlimiz şehit, binlerce de gazimiz oldu. Bunun en az üç katı terörist de etkisiz hâle getirildi; onlarca yerleşim yerinde ağır yıkım meydana geldi. Böylesine ağır sonuçlara yol açan bir süreçte, talimat zincirinin ve sorumlulukların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması kamuoyu açısından son derece önemlidir.

Bu nedenle tartışmayı yalnızca Sırrı Süreyya Önder üzerinden yürütmek, asıl soruyu gözden kaçırmak anlamına gelir.

Şimdi, madem Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu söyleniyor, o hâlde soruyorum:

Hendek eylemlerinin başlamasına ilişkin talimatın Abdullah Öcalan tarafından verildiği yönündeki iddia yargıya taşınacak mı? İddia doğruysa, hukuki sorumlusu  belirlenip ceza alması gerekmez mi?.

Kamuoyunda konuşulduğu gibi mesele bir kişinin diğerine mesaj taşıyıp taşımamasından ibaret değildir.

Mesele, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği ağır bir terör ve çatışma sürecinin arkasındaki emir veya talimat ilişkisi bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılmasıdır.

İDDİALAR NEYE DAYANIYOR?

4 Mayıs 2026 tarihinde X platformunda kendisini “Kurdish Journalist @DILDAR_TV Ayrılıkçı Gündem” şeklinde tanıtan ve konumunu Amed olarak belirten Mustafa Yıldız’ın yaptığı bir paylaşımda, Sırrı Süreyya Önder’in devlet ile İmralı ve İmralı ile Kandil arasında talimat taşıdığı yönünde iddialar ortaya atıldı.

Bunun yanında Selim Çürükkaya’nın, Altan Tan ile yaptığı bir söyleşide Hendek sürecine ilişkin önemli iddialarda bulunduğu görülmektedir.

Çürükkaya, kendi anlatımına göre, bir milletvekilinin Kandil’e giderek Abdullah Öcalan’ın iradesi adına konuştuğunu ve savaşın başlaması gerektiğini söylediğini, buna karşı çıkan bazı örgüt mensuplarının bulunduğunu ve sonrasında örgüt yöneticilerinin bu görüşün “önderliğin görüşü” olduğunu belirterek ortamı yatıştırdığını ileri sürmektedir.

Burada altını özellikle çizmek gerekiyor:

Bunlar benim ortaya attığım iddialar değildir.

Bunlar örgüte yakınlığıyla bilinen kurum ve kişilerce kamuya açık şekilde dile getirilmiş iddialardır.

Dolayısıyla yapılması gereken, bu iddiaları; hukuk devletinin gerektirdiği şekilde araştırmaktır.

Eğer bu anlatımlar gerçeği yansıtıyorsa, Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında hükümlü olarak cezaevine girmesinden sonraki dönemde PKK üzerinde emir, talimat veya yönlendirme yetkisini sürdürüp sürdürmediği de........

© Veryansın TV