menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toroslar’da sönmeyen ateş

228 0
17.05.2026

İsmet Hergünşen yazdı…

Mondros Mütarekesi imzalanmış, Osmanlı Devleti parçalanmanın eşiğine sürüklenmişti.

İstanbul işgal altındaydı. Limanlarda düşman gemileri demirliyor, Haliç’te çürümeye bırakılan donanma bir milletin hüzünlü sessizliğini taşıyordu.

İzmir’e çıkan Yunan askerleri yalnızca bir şehri değil, bir milletin onurunu çiğnemeye kalkıyordu. Vatan paylaşılmış, Türk milletine esaret uygun görülmüştü.

O günler çok yorgundu.

Yıllardır süren savaşlar; şehirleri sessizliğe, ocakları yasa, anaları gözyaşına teslim etmişti.

1911’den 1918’e kadar cepheden cepheye koşan Türk milleti artık tükenmiş sanılıyordu. Fakat tarih, bazen en büyük dirilişleri en karanlık zamanların bağrından çıkarırdı.

Bir milletin küllerinden yeniden doğma iradesi… Tam da böyle bir zamanda, bir lider çıktı.

Ne bir mandaya boyun eğmeyi düşündü ne de yabancı himayesine sığınmayı… Zihninde tek bir ülkü vardı: Tam bağımsız Türkiye.

Mustafa Kemal, 10 Kasım 1918’de Adana’dan İstanbul’a giderken yanında bulunan yaveri Cevat Abbas’a şöyle........

© Veryansın TV