AHLAR VE VURDUMDUYMAZLIKLAR ARASINDA KAYBOLAN İNSANLIK
Vicdanın sesi kısılmış, merhamet raflara kaldırılmış, insan insanın yükünü değil gölgesini bile taşımaktan kaçınır hâle gelmiş. “İnsan insana emanetti” sözü artık sadece nostaljik bir hatıra gibi anılıyor. Oysa bir zamanlar komşusu açken tok yatmak utanç sayılırdı. Şimdi ise açlığın sesi duvarlardan geri dönüyor, tok olanların kulaklarına ulaşmıyor bile.Bugün insanlık, maddiyatın putlaştırıldığı bir çağın içinde savruluyor. Kimin ne kadar malı var, kimin kaç fabrikası, hangi serveti… Bunlar konuşuluyor. Ama kimsenin kalbinde ne kadar merhamet var, kim kaç yetimin başını okşadı, kim bir yoksulun sofrasına ekmek koydu—bunlar sorulmuyor. Çünkü değer ölçüsü değişti. İnsanlık, rakamlarla ölçülür hâle geldi.Oysa inanç, sadece dilde kalan bir iddia değildir. “Kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamaz” hakikati, sadece okunup geçilecek bir söz değil, hayatın merkezine yerleştirilmesi gereken bir ölçüdür. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”Yine bir başka hadis-i şerifte ise şöyle uyarılır:“İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.”Ve bir başka ikaz:“Müminler bir vücut gibidir;........
