Akran Zorbalığı mı, Akran Terörü mü?
İnsanlığın en zorlu virajı, fiziki olarak büyüyen fakat ruhsal olarak hırçınlaşan bir neslin, adaleti akranının acısında arama yanılgısıdır. Bugün sıralardan sokaklara taşan gürültü, masum bir çocukluk hırçınlığı değil; bir medeniyetin köklerinde filizlenen organize bir linç kültürüdür. Modern zamanların en konforlu sığınaklarından biri, yapısal ve ruhsal yıkımları yumuşatılmış kavramların arkasına gizlemektir. Bugün okullarda, parklarda ve dijital koridorlarda çocukların dünyasını kuşatan bu duruma ısrarla "akran zorbalığı" demek, kelimenin tam anlamıyla bir idrak tutulmasıdır. Zorbalık; pedagojik bir sınır ihlalini, anlık bir hırçınlığı ya da bireysel bir uyumsuzluğu çağrıştırır. Oysa bugün şahit olduğumuz manzara; birden fazla failin tek bir mağduru kıstırarak fiziksel, psikolojik ve dijital olarak imha etmeye çalışması, bunu bir de kameralarla kaydederek toplumsal bir "dijital tüketim malzemesi" haline getirmesidir. Bu, pedagojinin sınırlarını çoktan aşmış, hukukun ve sosyolojinin alanına girmiş bir "Akran Terörüdür."
Gündemi sarsan güncel olaylara baktığımızda; okul çıkışlarında çeteler halinde akranlarını darp eden, şantajla haraca bağlayan, sosyal medyada organize linç kampanyaları düzenleyerek çocukları intiharın eşiğine sürükleyen bir "suça sürüklenen çocuk" realitesiyle karşı karşıyayız. Yaşananlar tekil birer disiplin suçu değil; adaletin, emniyetin, eğitimin ve en başta da ailenin yapısal boşluklarında büyüyen organize bir cinnet halidir.
Ebeveyn İhmalinin ve Dijital Bakıcılığın Bedeli
Bu terörün lojistik merkezi ne yazık ki evlerdir. Modern ebeveynlik, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamayı "babalık veya analık yapmakla" eş değer gören yapısal bir yanılgıya düşmüştür. Çocukların eline tutuşturulan kontrolsüz akıllı telefonlar, onları dijital dünyanın en acımasız arenalarında yalnız bırakmaktadır. Ebeveynler, çocuklarının odalarında tek başlarına otururken ne kadar güvende olduklarını zannetseler de, o odaların içinde birer "siber cellada" ya da "siber kurbana" dönüştüklerini gözardı etmektedirler.
Evde sevgi, şefkat, sınırlar ve en önemlisi "mesuliyet duygusu"........
