Hayatı yaşarken anlamak
Rahmetli babacığım asker olduğu için herkesin kendisiyle kolay iletişime geçebildiği bir kimse değildi. Duruşundaki heybet bakışlarındaki haşyet ister istemez karşısındakini durdurur mecbur olunmadık hâllerde iletişim kurmaktan vazgeçirirdi... Onunla ancak, onu çok yakından tanıdığınızda rahat konuşabilirdiniz. Ben ise oğluydum ve babamı çok iyi tanıyordum. Babam, o haşyet dolu bakışların arkasında o kadar duygusal o kadar nahif bir insandı ki kelebek gibi hassas bir kalbi vardı...
Bazı günler, iç dünyasında dalgalanıp da durulamayan denizler coşar, dalgaların sahile vurduğu gibi yüreğinden diline dökülürdü şu mısralar:
“Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin”
Bir çare yok mudur buna ya Rabbe’l alemin?”
Bu mısralar Yahya Kemal söylediği için değil, babam söylediği için bende iz bıraktı. Sonra araştırdığımda öğrendim ki Yahya Kemal de bu iki mısraı ölmeden önce yazmış da kimselere verememiş... Onun son beyti olduğunu söyleyenler var... Adamcağızın ölümünden sonra yastığının altında bulmuşlar çünkü... Gizli bir dua gibi, bir yalvarış, bir iç geçiriş sonra da yürek titreten çaresizliğin gerçeğinde kıvranış........
