Ocaktaki etten yanık kokuları yükselmeye başlamıştı ki!..
Dudaklarında hasret türküsü, elinde şişe dizdiği yaban keçisini, yanan ateşte çeviren Atmaca Nuri, gözlerinden dökülen yaşlara mâni olamıyordu.
Pastırma sıcaklarının devam ettiği günlerden bir gün. Güneş ölgün ışıklarını son gücüyle ormanın üstüne ve içindekilere saçarak, ısıtmaya devam ediyordu. Kızıl yakut gölgelerin çevrelediği, birkaç harman yeri büyüklüğündeki gölün parlak, ayna gibi yüzeyini yer yer kaplayan nilüferler, berrak suya öpücükler kondurarak, pembe rüyalar içinde uyuyor gibiydi. Kuşlarının artığı böğürtlenleri toplamakla meşgul olan Çekirge Ali, buz gibi suyun kaynadığı gözenin yakınındaki büyük taşın dibinde yanan, dumanları helezonlar çizerek gökyüzüne yükselen ateşe baktı.
Dudaklarında Doğan Bey için söylenmiş hasret türküsü, elinde şişe dizdiği yaban keçisini, yanan ateşte durmadan çeviren Atmaca Nuri, gözlerinden dökülen yaşlara mâni olamıyordu.
Doğan Bey’imin üç buçuk arşın şeridi şeridi.
Arkadaşları........
