Yapay Zekâ: Balon mu, gerçek mi?
Yapay zekâ her ne kadar son birkaç yıldır hepimizin hayatına yaygın olarak girdiyse de, insan beynini ve düşünme becerisini taklit edebilecek sistemlerin keşfedilme uğraşısı ilk kez MÖ 400 yılında Antik Yunan’da kayıtlara geçmiştir. 20. Yüzyıl ortalarında ise Alan Turing’in (1950) çalışmaları ve 1955’de John McCarthy’nin, Dartmouth’da düzenlediği çalıştayda ilk kez yapay zekâ adının kullanılmasıyla popüler bir araştırma alanı olmuştur. 2020 yılında OpenAI’ın GPT-3 modelinin testlerine başlaması ve 2022 yılında ChatGPT’nin halk tarafından yaygın olarak kullanılmaya başlamasıyla beraber yapay zekânın insanlığa faydalarının yanı sıra, özellikle üretim süreçleri, iş modelleri ve istihdam üzerinde oluşturacağı dönüşümün vereceği kayıplar üzerine tartışmalar da gittikçe alevleniyor. Bir kısım yapay zekânın önümüzdeki dönem çığır açarak dünyanın çok hızlı bir teknolojik devrim ve kalkınma yaşayacağını savunurken, özellikle sendikalar ve çeşitli sivil toplum örgütleri yapay zekânın insanlığı tehdit edecek özellikleri olduğunu, iş gücü piyasasını yok edeceğini, yüksek enerji talebi, su tüketimi ve ısı yayılımı nedeniyle çevresel felaketler oluşturacağını öne sürüyor. Yani, yapay zekâ bir ikilemle doğdu ve büyüyor. Ve hangi tarafın haklı olduğunu bize zaman gösterebilecek. Her zaman olduğu gibi…
Umut verici gelişmeler...
Yapay zekâyla ilgili haberleri takip ettiğimde çok umut verici gelişmeleri öğreniyorum. Örneğin GenBio AI, NVIDIA ile yaptığı iş birliği kapsamında haziran ayında “sanal hücre” modellerinin geliştirilmesini hızlandıracağını duyurdu. Amaç, insan hücrelerinin genetik değişikliklere, hastalıklara ve ilaçlara nasıl tepki verdiğini yapay zekâ aracılığıyla modelleyebilmek. Böylece ilaçların test sürelerinde on yıllara varan kısalma ile milyonlarca dolarlık tasarruf sağlanabilecek... Sağlıktan eğitime, finanstan savunmaya kadar benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Fakat asıl dikkat çekici gelişme, yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı olmaktan çıkarak küresel ekonominin en büyük yatırım döngülerinden birini oluşturmaya başlaması. ABD Ticaret Bakanlığı yapay zekâ yatırımlarına 874 milyon dolarlık yatırımların teşvik yoluyla yapılacağını duyurdu. JP Morgan, Chase gibi uluslararası finans kurumları 2030 yılına kadar yapay zekâ yatırımlarının dünya genelinde beş trilyon doları aşacağını tahmin ediyor. Üstelik teknoloji şirketlerinin mevcut nakit akımlarının bu yatırımların tamamını finanse etmeye yetmeyeceği ve yatırımın önemli bir bölümünün tahvil ve diğer borçlanma araçlarıyla finanse edilmesi gerekeceği........
