Sinsi ve yıkıcı yol!
Birkaç haftadır ısrarla Türk milletinin bin yıllık itikadını bozacak şekilde faaliyet gösteren kurumlar ve kişiler hakkında yazıyoruz. İşin ne denli tehlike kesbettiğini anlayamayanlar bizim bu tavrımızı şahsi bir düşmanlığa hamledebiliyor. Hâlbuki mesele sanıldığından çok daha büyük bir tehlike arz ediyor. Tahribat ve onun neticesindeki bozulma bu şekilde devam ederse cümlelere dökmek istemediğimiz bir noktaya varacağımız kesin...
Bugün Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez ve KURAMER’in koçbaşılığını yaptığı hareket maalesef İslam binasının ana kolonunu kesmekle meşgul. Elbette buna güçleri yetmeyecek fakat yapılmak istenen şeyin bu olduğunu bilmemiz gerekiyor. Başarılı olamayacaklarını söylediğimiz hâlde neden bu kadar feveran ediyoruz?
Evet nihai manada başarılı olamayacaklar fakat bu yolda acaba kaç kişinin ayağını kaydıracaklar? Kaç kişi onlara aldanarak ebedî saadetini kaybedecek? Kaç kişi sonsuz felakete yürüyecek? İşte bizi bu denli üzen hadise budur. Yoksa bu yolda bizi kaç kişi anlar kaç kişi tenkit eder ona da bakmaz, milletimizi uyandırmaktan vazgeçmeyiz...
Evet bu hafta da sabık Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun eserlerinden devam edeceğim. Onun İslam adına hareket ettiğini söyleyerek aklına tabi olmasının ve dini aklına uydurmaya çalışmasının affedilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Kitapları itikadı sarsan ölümcül yanlışlarla doludur…
Bardakoğlu’nun doğru ile yanlışı bir araya getirip doğruyu harcama niyetinde olduğu görülüyor. Ona göre dinî düşüncede çok seslilik rahmetmiş! Dinin tek doğruya indirgenmiş yorumu ümmete sıkıntı ve zahmet getiriyormuş. Şu ifadeye bakınız:
“Gerek Şiî gerek Sünnî kesim, sivil ve çoğulcu dinî anlayış yerine tek doğrucu ve ideolojik bir dinî söyleme ağırlık verdiği ve dinî öğretimlerini buna göre sürdürdüğü sürece dinin esenlik ve barış mesajı, rahmet ve uzlaştırıcı gücü zayıflamış olacaktır.” (İslam’ı Doğru Anlıyor muyuz?, s. 93)
Buradan da anlaşıldığına göre kendisinin en ufak bir şekilde Ehl-i sünnet şuur ve hassasiyeti bulunmuyor. Sevgili Peygamberimizin bildirdiği Hak yol ile bid’at fırkasını hatta bu vesile ile bütün bozuk fırkaları aynı kefeye koymuş oluyor. Her vesile ile kullandığı “dini düşünce” tabiri ise ayrı bir fecaattir. Din bir düşünce sistemi değildir!
Bardakoğlu zaman ilerledikçe haram ve helalin değişeceğine inanıyor. Uzun uzun paragraflar içerisinde söylemek istediği husus bu. Faiz ve aile hukuku konusunda bunu düşünüyor. Bugünkü faizli sistemi daha doğrusu keşmekeşi bir türlü feda edemiyor ve onu bugün artık vazgeçilmezmiş gibi göstermeye çalışıyor. Şöyle diyor:
“Mesela domuz eti de dinimizde haramdır, ama onun üzerine 3-5 kitap ya bulursunuz ya bulamazsınız. Demek ki ortada konuşulması gereken ve mevcut bakış açısıyla çözülememiş bir durum var. Bu devam ettiği içindir ki, bugün yine bu konuları (faiz) müzakere etmek amacıyla bir araya geliyoruz, tartışıyoruz ve yol almaya çalışıyoruz.” (aynı eser, s. 250)
Bardakoğlu burada faizin haramlığını tartışmaya açmak........
