menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze, Kalyon Kültür’de!

38 1
06.02.2026

28 Ocak Çarşamba günü akşamı Kalyon Kültür’de söyleşimiz vardı. Filistin’in dünü bugününü konuştuk. Aslında Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte İslam âlemi sahipsiz kalmıştı. Bu ise talan peşinde koşan Batı'nın sömürge ağını tamamlaması için fırsattı. Uzun vadeli planlar yapan İngiltere Filistin’de Yahudilere devlet sözü vermişti. Bu gerçekleşirse İngiltere dâhil Avrupa’nın başına bela olan Yahudilerden kurtulacaklardı. Balfour Deklarasyonu bu meş’um iş için atılan ilk büyük adımdı. Lloyd George’un başbakanlığındaki Britanyalı savaş kabinesinde Dışişleri Bakanı olan Arthur Balfour’un mektubuyla başlatılan bu teşebbüs Filistin’de İsrail’in kurulmasıyla sonuçlandı.

Balfour Deklarasyonu olarak bilinen bu mektupta İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour, Siyonist lider Rothschild'e şöyle hitap etmekteydi:

“Saygıdeğer Lord Rothschild, Majestelerinin Hükûmeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudî Siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım... Majestelerinin Hükûmeti, Filistin’de Yahudiler için bir millî yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Filistin’deki mevcut Yahudi olmayan toplumların sivil ve dinî haklarına ve başka ülkelerde yaşayan Yahudilerin sahip oldukları haklara ve siyasi statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır. Bu deklarasyonu, Siyonist Federasyonu'nun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.”

Deklarasyonda, “Filistin’deki mevcut Yahudi olmayan toplumların sivil ve dinî haklarına… zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır” denilse de uygulama böyle olmadı. İşin rengi daha ilk anlardan itibaren ortaya çıktı; bu renk kan rengi olan kırmızıdan başka bir şey değildi…

İsrail’in ortaya çıkması Filistinliler için kan ve gözyaşı demekti. Hiçbir kural tanımayan, Müslümanları insan olarak bile görmeyen Yahudiler bu mübarek topraklara adım attıkları andan itibaren zulme ve katliamlara başladılar. Her geçen gün topraklarını Müslümanlar aleyhine büyütüyorlardı. Filistinli Müslümanların toprakları zorla ellerinden alınıyordu. Bölgede tam manasıyla terör estiriliyordu. Başlangıçta toprakların ’ü Müslümanlara aitken el koymalarla bu nispet Yahudilerin lehine döndü. Neticede bugünkü duruma gelindi. Hâlihazırda Filistin topraklarının ’i İsrail’de. Filistinliler %2’lik bölümde dahi rahat değil. İsrail buralara sık sık baskınlar yapıyor, sivil halka ateş ediyor, nicesini öldürüyor…

Savaş diye konuşulmasına bakmayın. Arada ateşkesler yaşansa da iki yıldır Gazze’de tek taraflı bir soykırım yaşandı. Aslında hiç durmadı desek yanlış olmaz zira İsrail ateşkes zamanlarında da vurmaya devam etti. Şimdi de kâğıt üstünde bir ateşkes var fakat İsrail fırsatını buldukça saldırmaya devam ediyor. Bilhassa dikkatlerin İran’a yoğunlaştığı günlerde yapacağını yapıyor.

Bütün bunlardan netice alır mı? Yakıp yıkabilir fakat netice alamaz. Nitekim alamıyor. Dünyada ne kadar bomba varsa getirip patlatsa bile netice........

© Türkiye