Meşveret
Meşveret, istişare, danışma, görüşme, müşaveret kelimeleri, Arapçadaki şûra kelimesine kök ve anlam olarak dayanır.
Türkçede veya Türkçeleşmiş kelimelerdeki bazı benzer karşılıkları ise kurultay, divan, meclis, genel kurul ve benzerleridir.
Türk-İslam töresinde istişarenin önemi çok büyüktür. Türk milleti, ulular meclisini toplamadan ne bir savaşa çıkmış ne de bir devlet kurmuştur. Bütün önemli işler yapılmadan önce bilhassa gerçek adaleti sağlamak adına divan ve meclisler toplanmış, beyler "ittifak ile" karar almışlardır.
Zira sadece töremiz değil, dinimiz İslam da bunu böyle emreder. Hatta Âli İmrân suresi 159. ayette Hz. Peygamberimize (S.A.S.) hitaben: "... Şûra et. İşlerinde onlarla müşavere et. Bir kere de azmettin mi artık Allah'a (C.C.) güven." diye buyrulmuştur.
Bu ayet, Uhud Savaşı sırasında yaşanan kayıplar, İslam devletinin ve ordusunun yaşadığı hezimet ve sahabenin moral bozukluğu üzerine inzal edilmiştir. Yani istişareye ve stratejik planlamalara rağmen "GANİMET PEŞİNE DÜŞENLERE" istişareye devam edilmesi, değerlendirmelerin "yumuşak huyla", "ayrıştırmadan, ötekileştirmeden" yapılması için bir emirdir.
İstişare etmesini bilen ve istişare ile gerçek adaleti arayan bir kimse "aynı delikten iki defa sokulmaz." İstişareyi salt kendi çıkarlarına göre yapan ya da istişarede verdiği biati ve davasını şahsi çıkarı için yok sayanlar, davasından ve yemininden dönenler kısa vadede kâr etmiş görünse de sonunda zelil olur.
Hz. Mevlâna Mesnevi'sinde: "İki akıl birleşti mi, artık çetin bir iş güçlükle halledilir; bir re'y (görüş), başka bir re'ye eklenince nûr üstüne nûr olur." "Danışmak, akıllı kişilerin kılavuzudur; kendi görüşünü beğenmek ise insanı hataya sürükler." buyurur.
Türk milleti Anadolu'ya girmeden, yani 1071 yılının hemen öncesinde istişaresini adaletle hükmedenlerin çadırında, yani Adilcevaz'da yapıyordu. Osmanlı........
