KEMALİZME KİMLER KARŞI?
1923’ te kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Kemalist ilkelerce biçimlendirildi ve bugünlere taşındı.
Kemalist sözcüğü ilkin 1920’de Türkiye’yi Mustafa Kemal başbuğluğunda kurtarmaya çalışan Kuva-yı Milliyecileri anlatmak için İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar ve Amerikalılar tarafından kullanıldı. Osmanlı yönetimi ise bunun yerine Kemali diyor, onları Celali ayaklanmacılarına benzetmeye çalışarak aşağılamak istiyordu.
Sonunda Kemalistler başardılar; Avrupa ve ABD’nin dayattığı antlaşmaları çiğneyip Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular.
Türkler unuttu ama Batı emperyalizmi Kemalistlerin bu başarısını unutmadı. Hele hele o muazzam gücün yenilmesi bir türlü içlerine sinmedi. Kemalistler, Ortadoğu’yu yağmalamak isteyen Batı karşısında bir duvar olmuştu. Öyle ki Arap dünyasında da Kemalistleri taklit eden BAAS partileri kurularak sömürgeleştirmeye karşı savaşlar başlatılmıştı.
Bu dönüşümü durdurmak için öncelikle Kemalizm kötülenmeli; mahkum edilmeli; bu rejim yerine kontrolü Batı merkezlerinin elinde olan İslamcı rejimler kurulmalıydı.
Bu yüzden yeni sömürgeciliğin merkezi ABD’de Kemalizme saldırılar tepelere tırmandı. Atatürk düşmanı bazı AKP’lilerin fikir babası sayılan Kemalizm düşmanı isimlerden bazılarının söylediklerine bakalım:
Amerikan derin devletinin stratejistlerinden olan Samuel P. Huntington 1996’da şöyle yazdı: “Türkiye (…) İslam’a liderlik etme vasfını kazanabilir. Ancak bunu yaparken Rusya’nın Stalin’in mirasını reddedişinden çok daha kapsamlı bir şekilde Atatürk’ün mirasını reddetmesi gerekecektir.”
CIA’nın kadrolu stratejisti Graham Fuller; 2000 yılında şöyle diyordu : “Türkiye, (…) hâlâ Avrupa Birliğine tam üyelik kriterlerini yerine getirmekte ciddi problemlerle karşı karşıyadır. Bu problemlerin özünde Kemalizm yatmaktadır”
Bu yazısının eleştirilmesi üzerine şöyle cevap veriyordu: “Kemalizm’in sonuna geldiğini ve belki de sonuna gelmesinin iyi olduğunu söyledim”
Hollandalı Hıristiyan Demokrat Parlamenter Arie Oostlander ise, 2003 yılı Mart ayında Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’na sunulan ve 19 Mart 2003 tarihinde onay gören raporunda şöyle diyordu: “Türk devletinin temel felsefesi olan Kemalizm, Türk devletinin bütünlüğüne yönelik ölçüsüz endişe kaynağı oluyor. Kemalizm Türk kültürünün ve milliyetçiliğinin homojenliği üzerinde duruyor. Devletçilik, ordunun güçlü rolü, dine karşı çok katı bir tavır gibi yaklaşımlara öncelik veren Kemalizm felsefesi, Türkiye‟nin AB‟ye katılımına köstek oluşturuyor”
Aynı dönemde Türkiye-AB Ortak Parlamento Komisyonu Başkan Yardımcısı İngiliz Andrew Duff şöyle konuşuyordu: “Türkiye artık Kemalizmde değişme gerçeğiyle yüzleşmeli; sadece yasalar, anayasa değil Kemalizm kültürü ve felsefesi de değiştirilmeli. (…) Atatürk’ün devlet binalarındaki fotoğrafları artık indirilmeli.”
Daha yakın zamanda, ABD’nin uluslararası elemanlarından olup Irak’taki bölücü anayasayı hazırlayan Prof. Noah Feldman da şöyle yazmıştı: “…Türkiye karışıklık ve şiddet olmaksızın sadece vatandaşlarının istedikleri adaya oy vermelerine izin verirse, bir İslami demokrasi haline gelebilir. Eğer bu gerçekleşirse dünyanın geriye kalan bölümü için ortaya çıkacak dersler çok derin olacak. Türkler Mustafa Kemal’in mirasını aşarak İslam ile demokrasinin birbirine uyumlu olabileceğini kanıtlayan bir sentezi gerçekleştirmiş olacaklardır…”
Türkiye’yi laik ve çağdaş bir........
