İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ’dan casus çıkmaz, bu davadan büyük haksızlık çıkar
Ne ağır bir suçlama-itham casusluk. Memleketin aleyhine, menfaat karşılığı başka bir ülkeye bilgi-belge iletme-ulaştırma. Bunu ileri sürmek için elinde öyle fazla-farklı deliller olacak ki bu suçlamaya maruz kalan isimler hangisine-nasıl yanıt vereceğini şaşıracak. Peki merkezinde Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın olduğu ‘casusluk iddiası ile açılan davanın’ ilk ikisinin ardından yerinde izlediğim üçüncü duruşmasında ortaya çıkan bir belge, bilgi, konuyu netleştirecek tanık beyanı oldu mu? Yanıtım çok net: Hayır. Türkiye’de cumhurbaşkanlığına aday olmuş bir ismin de yer alması nedeniyle tarihi niteliği olan bir dava. O yüzden bu davaların tamamına geldim, iddianameyi okudum, bir önceki duruşma ve bu duruşma tanıkları dinledim. İki notu aktarayım: Birincisi gazeteci olarak takip ettiğim İmamoğlu, iletişim çalışmalarını bildiğim Özkan ve meslektaşım Yanardağ’dan ‘casus’ çıkmaz. Hayattaki duruşları belirli ve net isimler kendileri.
İkincisi iddianamenin içeriği, iddialarla ilgili mahkemenin görevlendirdiği bilirkişinin sanıklar lehine yazdığı rapor, bir kısım tanıkların aile tartışması üzerinden bu üç isimle ilgisi olmayan beyanlarına bakıldığında, üç isme isnat edilmeye çalışılan casusluk iddiası ve tutukluluğa devam kararı büyük bir haksızlık içeriyor.
"Başka ülke siyasetçileri ve istihbarat teşkilatları ile ilişkisi olduğu söylenen" davanın ana aktörü Hüseyin Gün’e gelince. İlk duruşmada mahkeme heyetine "mevcut iktidarın verdiği belgeyle Fetullahçılara karşı devlet için çalıştığını" beyan ederek, Fuat Oktay imzalı belgeyi mahkeme heyetine iletti. Bu duruşmada da bu durumu tekrarladı. Tabii burada şöyle bir durum da ortaya çıkıyor. Eğer Gün devlet için çalışıyorsa MİT’in haberi vardır. Ya da Türkiye’nin üç önemli ismine yöneltilen casusluk gibi bir iddia ile ilgili MİT’in elinde istihbarat bilgisi vardır. Mahkeme bunu MİT’e sordu dört ay önce. Peki sorunun yanıtı geldi mi; hayır. Neden........
