Saturday Night Live (Cumartesi Gecesi Canlı Yayın) ve siyasi mizah
Amerikan siyasetini anlamanın çeşitli yolları vardır.
Benim Boğaziçi Üniversitesindeki dersimi alırsınız. New York Times okursunuz. CNN, Fox News ve MSNBC arasında mekik dokursunuz. Kongre oturumlarını seyreder, başkanların konuşmalarını dinler, anketleri incelersiniz.
Ama daha eğlenceli bir yöntem cumartesi gecesi televizyonu açıp Saturday Night Live izlemektir.
Amerika’da bir siyasetçinin gerçekten önemli olup olmadığını anlamanın yollarından biri SNL’de taklidinin yapılıp yapılmadığıdır.
Saturday Night Live 1975’te yayına başladığında Amerika Vietnam’ın, Watergate’in ve Richard Nixon’ın ardından siyasete karşı ciddi bir güven bunalımı yaşıyordu. ABD’deki öğrencilik yıllarımda ilk programı izleyip bağımlısı olmuştum.
SNL’nin yaptığı şey aslında basitti. Amerika’nın hafta boyunca ciddi biçimde konuştuğu haberleri cumartesi gecesi alıp saçmalıklarını ortaya çıkarmak.
Bu formül elli yıldır pek değişmedi. Çünkü siyaset değişir ama siyasetçilerin komik olma potansiyeli değişmez.
SNL'in siyasi mizahının etkili olmasının nedeni siyasi iletişimdeki temel bir çelişkiyi yakalamasında yatar. Güç ne kadar ciddiyet talep ederse komedi tarafından o kadar kolay çözülür. Program kendini haber gibi sunmaya çalışmaz, politika analizi de yapmaz. Yaptığı şey daha basit ama daha zordur: Siyasetçileri tuhaflıkları, arzuları ve gülünç yanları olan sıradan insanlara indirgemek.
Şakayla kavga ederseniz onun ömrünü uzatırsınız
SNL’nin siyasi taklit geleneğinin ilk büyük kurbanlarından biri Başkan Gerald Ford’dur.
Chevy Chase, Ford’u sürekli tökezleyen, masalara çarpan, merdivenlerden düşen sakar bir adam olarak canlandırır.
İşin ilginç tarafı Chase fiziksel olarak Ford’a hiç benzemez. Makyaj bile yapmaz.
Bir süre sonra Amerika’nın zihnindeki Gerald Ford ile Chevy Chase’in yarattığı Gerald Ford birbirine karışmaya başlar.
SNL’nin siyasi mizahının gizemi burada ortaya çıkar. Bir siyasetçinin bütün hayatını anlatmanıza gerek yoktur.
Tek bir özelliğini seçersiniz, onu yüzde 500 büyütürsünüz. Sonra tekrar tekrar gösterirsiniz. Bir süre sonra karikatür gerçeğin önüne geçer.
Aynı olgu George H. W. Bush döneminde Dana Carvey ile yaşanır.
Carvey’nin Bush taklidi o kadar başarılıdır ki başkanın konuşma tarzını adeta yeniden icat eder.
Kaşlar kalkar, eller hareket eder, ses incelir: “Not gonna do it / Yapmayacağım.”
Bush da buna güler. Başkanlığı bittikten sonra Carvey ile dostane bir ilişki kurar ve Carvey Beyaz Saray’da Bush taklidi yapar.
Bir politikacı için yapılabilecek en akıllıca şey şakaya direnmemektir. Çünkü şakayla kavga ettiğiniz anda onun ömrünü uzatırsınız.
Başkan Clinton McDonalds’da
Phil Hartman’ın Bill Clinton’u SNL tarihinin unutulmaz siyasi karakterlerinden biridir.
En ünlü skeçlerden birinde Clinton koşuya çıkmış gibi yapar ama McDonald’s’a girer ve müşterilerin patates kızartmalarından yemeye başlar.
Bir taraftan insanlarla konuşur, diğer taraftan onların hamburgerlerini götürür.
Siyaset teorisi açısından örnek bir sahnedir. Amerikan başkanlığı, popülizm ve avanta aynı skeçte birleşir.
SNL objektif ve tarafsız bir haber yorumu sunmayı hedeflemez. Bunun yerine abartılı karakter yaratımı, absürt durum kurgusu ve isabetli repliklerle siyasetçileri dalga geçilen komedi figürlerine dönüştürür.
SNL sayesinde Amerikalılar Sarah Palin’e geri zekâlı damgasını vurmuştur
SNL tarihinin belki de en büyük piyangosu 2008’de vurur. John McCain başkan yardımcısı adayı olarak Alaska Valisi genç ve güzel Sarah Palin’i seçer.
Palin inanılmaz derecede SNL oyuncusu ve yazarı Tina Fey’e benzemektedir.
Tina Fey gözlüğü takar, saçını toplar ve Sarah Palin olur. Taklit o kadar başarılıdır ki bugün Amerikalıların çoğu Palin’in “Rusya’yı evimden görebiliyorum” dediğini zanneder. Oysa o cümleyi Tina Fey söylemiştir.
Siyasi hicvin tuhaf gücü burada ortaya çıkar. Gerçek olay unutulur. Şaka hatırlanır.
Trump: Komedyenler için bir hazine
Donald Trump ile SNL arasındaki ilişki başlı başına bir televizyon tarihi konusudur.
Trump zaten televizyon çağının yarattığı bir siyasi figürdür.
The Apprentice (Çırak) sayesinde Amerikalılar onu siyasete girmeden önce televizyondan tanımaktadır. Üstelik SNL’ye de yabancı değildir. Programı iki kez sunmuştur.
Trump başkan olduktan sonra Alec Baldwin peruğu takar, dudaklarını öne çıkarır, ellerini garip biçimde hareket ettirir ve Trump’ın konuşma ritmini abartır.
Daha sonraki dönemde........
