menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanatçı Dilan Cudi Saruhan: Cezaevinden sonra içerisi ve dışarısı kavramının çok keskin olmadığını gördüm

42 0
08.10.2026

7 yıllık cezaevi sürecinin ardından üretimine ara vermeden devam eden multidisipliner sanatçı Dilan Cudi Saruhan'ın ilk solo sergisi "Bir İhtimal Gökyüzü", 21 Kasım'a kadar Tütün Deposu'nda sanatseverlerle buluşuyor. Cezaevi öncesi, sırası ve sonrasındaki üretimleri bir diyalog halinde bir araya getiren sergi; mekânın insanı biçimlendirme gücüne, kısıtlı koşullarda sanatın direniş potansiyeline ve sınırların görünmezliğine odaklanıyor. Sergide geleneksel sanat malzemelerinin yerini alan saç telleri, kurumuş yapraklar, yatak çarşafları ve mendiller, toplumsal bir silinmeye ve unutulmaya karşı örülen güçlü bir hafıza kaydına dönüşüyor.

Sanatçı Dilan Cudi Saruhan; cezaevi duvarları arasında mekânla kurduğu yeni ilişkiyi, yoksunluk içinde gündelik nesneleri sanat diline nasıl entegre ettiğini, tahliyesine rağmen devam eden kısıtlamalarla birlikte silikleşen "içerisi" ve "dışarısı" kavramlarını ve "henüz var olmayan bir gökyüzü ihtimali"nin sanatsal pratiğindeki yerini T24'e anlattı.

- 7 yıllık cezaevi sürecinin ardından eserlerinle ilk solo serginle, üstelik Tütün Deposu gibi hafızası olan bir mekânda izleyici karşısına çıkmak sana ne hissettiriyor?

Aslında bu benim için çok yoğun bir duygu. Uzun bir zamandan sonra işlerimi dışarıya çıkarmak ve onlarla beraber yer almak benim için yoğunluklu bir duygu. Çünkü bu sergide sadece cezaevi dönemi yok; öncesi var, sonrası var ve cezaevi dönemi var. Ve bu üçü de birbiriyle bir diyalog halinde.

Üçünün bir arada olması ve Tütün Deposu gibi hafızası olan, yıllarını bu noktada çeşitli sergilere vermiş bir yerde olması benim için oldukça kıymetli, yoğunluklu bir duygu. Duygusal anlamda; sevinç, biraz hüzün, mutluluk iç içe olan bir yerde.

- Cezaevi süreci, mekân algını ve sanat pratiğini nasıl dönüştürdü?

Cezaevinden önce ben mekânı biraz daha fiziksel özellikleriyle ele alıyordum. Toplumsal meseleleri, konuları biraz daha bu fiziksel açılardan değerlendirerek ele alırken cezaevine girdikten sonra tabii ki içeride olmanın vermiş olduğu o duyguyla duvar, kapı, tel örgü, gökyüzü, koridor, mazgal... Bunların hepsi biraz değişti tabii ki de. Daha kapsamlı bir yere geçti, daha farklı bir bakış açısıyla yer almaya çalıştı.

Bu sefer mekânın kendisiyle hemhâl olmaya başlıyor insan. Benimki de biraz bu noktadaydı. Cezaevi bu noktada benim pratiğimi kısıtlayan bir yerde olmadı. Cezaevinde malzemeye yaklaşımım değişti. Malzemenin anlamını sorgulayan, kimliğini sorgulayan bir yere evrildi. En azından bunu söyleyebilirim. Daha çok malzemenin taşıdığı anlamla ilgilenmeye çalıştım. Gündelik bir nesneyi ne kadar farklı kullanabilirim, nasıl bir şekilde işlerimin içerisinde idame ettirebilirim diye düşündüm aslında. Öyle söyleyebilirim.

Dilan Cudi Saruhan

- Geleneksel malzemelerden yoksun kalmak; saç teli, yaprak ve mendil gibi gündelik nesneleri sanat diline nasıl entegre etti?

Tabii dediğin gibi, cezaevinde sanat malzemesine ulaşmak çok çok sınırlı. Hatta neredeyse yok denebilecek noktada. Tabii ama hayat bir şekilde sana malzemesini sunuyor, malzemesiz........

© T24