menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gelin size “Elvis formülü” ile fonzede olma tehlikesinden kurtulmayı öğreteyim

82 0
27.09.2026

HBO bu hafta Baz Luhrmann’ın “Elvis” filmini gösterime soktu.

Sinemadan sonra bir defa daha seyrettim.

Bu defa evimde, tek başıma, büyük ekran bir televizyonda izledim.

Tek başınıza seyrettiğiniz zaman bazı “şeyler” aklınıza takılıyor ve büyüyor…

Bu seyirden de aklımda bir cümle kaldı…

Üstelik bu cümleyi film boyunca iki farklı sahnede, Elvis Presley’in ağzından iki defa işitiyorsunuz…

Eğer konuşamıyorsanız Elvis formülü: Şarkı söyleyin

Şöyle diyor:

“Eğer konuşamıyorsanız, şarkı söyleyin…”

Daha doğrusu tam olarak şöyle diyor:

“Bir şeyleri söylemek tehlikeli hale geliyorsa, şarkı söyleyin…”

Bu sözleri de kariyerinin en kötü anlarında söylüyor.

Yerleşik Amerikan muhafazakâr düzeninin, müziğini ve konser salonlarından silmeye, plak şirketlerinden attırmaya, televizyonlardan kovmaya çalıştığı bir dönemde, varlığını sürdürmek için direnişe bu sözlerle başlıyordu.

Konuşamıyorsan, şarkı söyle…

Bense geçen haftadan itibaren kendime yeni bir yol buldum

Bense geçen haftadan itibaren kendime yeni bir yol buldum.

Çünkü sesim çok kötü.

Hiçbir enstrümanı çalamıyorum.

Hiçbir şarkının sözlerini, nakaratlarının iki satırından fazla söyleyemiyorum.

Yaşım 79…

İleriye yönelik “OVP” bile yapacak zamanım yok.

Üç haftadan beri iktidarın bütün ekonomi tayfasının kafamıza çaktığı kavram:

“Orta Vadeli Plan…”

Kendinizi bir film veya çizgi roman kahramanına dönüştürün

Bense öyle mümin bir “Longevity’ci” (uzun hayat müridi) değilim.

Yetmiş yaşından sonra herkes için, uyandığı her sabahın kendisine Tanrı tarafından bahşedilmiş bir bonus olduğuna inananlardanım.

O nedenle, konuşamadığım, konuşmanın tehlikeli olduğu zaman ve yerde bana sadece bir tek yol kalıyor.

Bir çizgi roman, roman veya film kahramanına dönüşmek…

Bir “dijital narsist” oldum ve bunu size de bulaştırmak istiyorum

Ama herhangi birine değil…

Yıllarca hayalimde yaşattığım o mekânlarda, idolleştirdiğim bir kahramana dönüşmek.

Yani kendi kendimin kahramanı olmak.

O kahramana dönüşüp, aynaya bakıp, orada o kendimi seyretmek.

Ve beğenmek.

Çok beğenmek.

Keşfetmek.

Yapay zekâ işte bu harika dünyayı verdi bana.

Bunu da sizinle paylaşmak, size de bulaştırmak istiyorum.

En kısa zamanda yapay zekâ ile illüstrasyon yapmayı öğrenin

Bir yıla yakın zamandır herkes gibi ben de yapay zekâ kullanıyorum.

Çok da mutluyum.

Önce şarkı üretmeyi öğrendim.

Sonuçlarını beğendim.

Önceki haftadan itibaren de........

© T24