menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gisèle Pelicot: Bir evlilik nasıl suç mahalline dönüştü?

25 0
26.02.2026

"Utanç taraf değiştirmeli"

Herkes Gisèle Pelicot’nun adını biliyor, yüzünü de.

Peki ya Dominique’i?

Onun adını, onun yüzünü hatırlıyor musunuz?

Bir kadının dünyasının yıkılması için dışarıdan gelen bir düşmana ihtiyacı yoktur. En güvenli sandığınız liman, aslında en karanlık zindanınız olabilir mi? 73 yaşındaki Gisèle Pelicot, bu sorunun cevabını elli yıllık evliliğinin enkazı altında buldu. Bugün dünya onun adını biliyor, yüzünü tanıyor. Peki ya suç ortağı, hayat arkadaşı, celladı Dominique’i?

Pelicot davası, sadece Fransa’nın taşrasında geçen bir adli vakıa değil. İnsanlık onurunun, eril şiddetin ve sinsi bir ihanetin küresel manifestosu. Çünkü bu hikâye, sokakta pusu kuran bir yabancıyı değil, akşam yemeğinde karşınıza oturan, çocuklarınızın babası olan o "sıradan" adamın kurduğu suç ağını anlatıyor.

Sessiz bir sis perdesinin ardında on yıl

Her şey 2020’de bir markette, etek altı görüntüsü çeken bir adamın yakalanmasıyla başladı. O ana kadar Gisèle, kendisini açıklanamayan baygınlıkların, geçmeyen yorgunlukların ve "yaşlılık" sandığı bir bilişsel sisin içinde hapsolmuş hissediyordu. Annesi gibi beyin kanseri olmaktan korkuyordu. Oysa gerçek, tıbbi bir teşhiste değil, kocasının bilgisayarındaki 20 bin dosyada gizliydi.

Dominique Pelicot, on yıl boyunca karısını ilaçlarla uyuşturmuş, tecavüz etmiş ve bedenini bir pazar malı gibi internet sitelerinde sergilemiş, baygın karısını başka adamlara sunmuştu. Sayıları 50’yi aşan failler yan komşu, fırıncı, otobüs şoförü... "Canavar" dediklerimiz aslında toplumun en sıradan hücreleriydi. Oysa Gisèle her şeyden habersiz tek derdi torunlarına bakmak, yemek yapmak olan 70’lerinde bir kadındı, yaşadığı felaketten hiç haberi yoktu.

Hatta kocası Dominique gözaltına alındığında, o an tek düşündüğü, kış ayazında kocasının üşüyeceğiydi. Hücredeki adamın ona ne yaptığını bilmeden, "Hava soğudu" diyerek ona kendi elleriyle kazak götürecek kadar naif ve şefkatli bir eşti. O kazak bir kadının elli yıllık karşılıksız güveninin sembolüydü. Ya kocası?

Utanç taraf değiştirmeli

Gisèle Pelicot’yu bir feminist ikona dönüştüren şey yaşadığı trajedi değil, bu trajediye verdiği yanıt oldu. Bu bir insanlık suçuydu. Bir gün adliye koridorlarında yanına yaklaşan 20’lerinde bir genç kadın kulağına eğildi ve usulca "ben sizin kadar cesur değilim" dedi. 2024........

© T24