menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Abdullah Aren Çelik: Fail cezasız kalmışsa suç bitmiş sayılmaz; toplumumuzda asıl hasar bırakan suçların karşılıksız kalması oldu

26 0
04.10.2026

"Yaşamak için hakiki bir neden bulamayan biri, kötülüğü bile sahiplenebilir"

Abdullah Aren Çelik, Everest Yayınları’ndan yayımlanan yeni romanı Kimseler Beklemezken’de, genç gazeteci Derin’in yaptığı bir haberin ardından açılan tehlikeli yolu, aile sırları, cezasızlık, vicdan ve geçmişin gölgeleri üzerinden anlatıyor. Annesinin ölümüyle sarsılan Derin’in hayatı eski bir kartpostalla bambaşka bir arayışa dönüşürken roman, hakikatin bizi gerçekten özgürleştirip özgürleştirmediğini de sorguluyor.

Romanı özellikle kişisel olanla siyasi olan arasında kurduğu doğal bağ nedeniyle sevdim. Çelik, geçmişin tarih kitaplarında kalmadığını, ailelerin içine, ilişkilerin arasına, hatta insanın kendisiyle kurduğu bağa kadar sızabildiğini gösteriyor. Romanın en güçlü yanı, gerilimi yalnızca “Ne oldu?” sorusuna yaslamaması; “Bir insan öğrendiği gerçekle ne yapar?” sorusunu da sürekli canlı tutması. Üstelik bunu yer yer sertleşen, karanlıklaşan ama kolayca melodrama düşmeyen bir anlatıyla yapıyor. Kimseler Beklemezken, bir aile sırrının peşine düşen bir kadının hikâyesinden öte, cezasızlığın ve geçmişten devralınan yüklerin insan hayatında nasıl hüküm sürdüğüne dair etkileyici bir roman.

Yediler Teknesi ile Vedat Türkali Jüri Özel Ödülü’nü alan Çelik’le yeni romanını konuştuk.

- Kaleminle ilk kez tanışıyorum ve etkilendim. Seni biraz daha yakından tanımak istiyorum. Yazıya ne zaman başladın?

Yazıyla ilişkim bir kitabın büyüsüne kapılarak ya da bir yazarın peşine düşerek değil, konuşamadığım yerde yazıya sığınarak başladı. Küçük bir çocukken konuşmak benim için kolay değildi, kekelerdim. Öyle ki bazı sözcükler dilimin ucuna takılıp kalırdı. Kimi zaman sesli harfle, kimi zaman sessiz harfle başlayan bir sözcükte takılırdım. Bu yüzden konuşmadan önce kendimi farklı bir sözcükle hazırlıksız yakalayacak, zihnimi bilinç akışına teslim edecek bir yol arardım, konuşmanın en kolay yolu buydu benim için. Galiba bu yüzden, çocukken yazdıklarım gibi konuşacağım günlerin hayalini kurdum hep.

- Yazı senin için önce kendini ifade edebilmenin bir yolu olmuş…

Evet. Sonrasında ise şunu fark ettim, insan konuşurken kekeliyor ama yazarken değil, yazı kekemeliği kabul eden bir şey değil çünkü. Ayrıca zamanla yazının, insanın söylemek istediklerine ulaşabildiği güzel bir yol olduğunu anladım. Bugün geriye dönüp baktığımda, yazıya olan yatkınlığımın pek de romantize edilecek bir şey olmadığını görüyorum, hepsi aslında kendimi ifade etmenin bir yoluymuş

- Ya sonra?

(Gülüyor…) Sonra ne mi oldu? Yazdıklarımı sesli okudum, okudukça dilim çözüldü, dilim çözüldükçe yazdığı gibi konuşan biri değil, konuştuğu gibi yazan biri oldum.

- Peki, ilk kitap ne zaman geldi?

İlerde Hep Yalnız 2016 yılında yayımlandı, o günden bugüne dört roman, çeviri, eleştiri yazıları eklendi.

- Aren kimdir desem?

Bugüne kadar verebildiğim bir yanıtı olmadı, galiba benim için cevaplanması en zor soru bu.

- Yeni romanın Kimseler Beklemezken’in ana karakteri Derin, gerçeğin peşinde koşan ancak özel hayatında boşluklar olan bir gazeteci. İnsan başkalarının hayatını kendi hayatından daha mı kolay görür? Ne dersin?

Eşini trafik kazasında kaybeden bir arkadaşım, kazaya ait görüntülerin televizyonda yayınlandığını gördüğünde, çocuklarıyla birlikte yaşadığı trajediyi anlatmıştı. Kazadan sonra çocuklarına, başka insanların ölümüyle sonuçlanan trafik kazalarının görüntülerini sık sık izlettiğini söylemişti.

- Neden?  

Galiba başkasının acısında teselli bulmak için. Çünkü başkasının hayatı bize kendi hayatımızı düşünmek için daha güvenli bir mesafe sunuyor. Bu tuhaf davranışın nedeni bu olmalıydı. Derin’in hikâyesi de biraz böyle ortaya çıktı. Başkasının hayatını görüp kendi hayatına yabancılaşan bir kadının hikâyesi. Derin kendi hayatından ne kadar kaçarsa kaçsın, sonunda kendisiyle yüzleşmek zorunda kalıyor.

- Cezasız kalan bir suç gerçekten biter mi? Yoksa bedelini birileri ödemeye devam mı eder?

Fail cezasız kalmışsa suç bitmiş sayılmaz. Kim, bir yakınının canını alan kişinin cezasız kalmasını ister ki? Çoğu zaman adaletin sağlanmadığı yerde bedeli acısıyla baş başa kalanlar ve sonraki kuşaklar ödüyor. Bizde de neredeyse bir asırdır işlenen her suçun, yapılan her hırsızlığın, her politik cinayetin bedelini sonraki kuşaklar ödedi. Toplumun hafızasında asıl hasar bırakan da bu suçların karşılıksız kalması oldu.

- Romanda da tam olarak bu kuşaklar arası bedeli görüyoruz...

Evet. Kimseler Beklemezken’de cezasız kalan suçun kime ya da kimlere miras kaldığını anlattım. Derin’in ve annesinin yaşadığı da biraz bu. Çünkü kendilerinin işlemediği bir suçun bedelini hayatları boyunca ödeyen onlar oluyor.

- Dikkatimi çeken, romanda edebiyatın kendisinin de masum olmadığıydı. Başkasının acısını anlatan bir yazar suçlanabilir mi? Bir yazarı yazdıkları üzerinden yargılayabilir miyiz?

Bir yazarı kendi metniyle özdeşleştirip orada bir suçlu........

© T24