Mazlumların Çığlığı ve Mandacı Aklın İflası
Batı’nın görkemli başkentlerine bakarken, o ihtişamın altında ezilen halkların çığlığını duymayan bir zihin; ya tarihi eksik okumaktadır ya da çoktan zihinsel teslimiyetin eşiğine sürüklenmiştir. Türkiye için asıl mesele Batı’yı tanımak değil, Batı’nın sömürgeci aklına teslim olmamaktır.
“Batıdan medet uman; ya satılmıştır, ya vatan hainidir, ya vatansızdır ya da süper ahmaktır.”
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’na atfedilen bu söz, yalnızca sert bir çıkış değil; bağımsızlık iddiası taşıyan milletler için zihinsel esarete karşı yapılmış tarihî bir uyarıdır.
Bu ifade, ilk bakışta sarsıcı ve keskin görülebilir. Ancak burada üzerinde durulması gereken temel mesele, Batı’nın bilimini, teknolojisini, kurumsal tecrübesini veya üniversite birikimini tümden reddetmek değildir. Mesele, Batı’nın tarih boyunca inşa ettiği sömürgeci akla teslim olmayı ilericilik; kendi milletinin iradesine güvenmeyi ise gerilik sayan mandacı zihin yapısıdır.
Çünkü Batı’yı tanımak başka, Batı’dan medet ummak başkadır.
Batı ile diplomatik, ekonomik, akademik ve teknolojik ilişki kurmak elbette mümkündür. Hatta dünyayı doğru okumak isteyen her devlet, farklı medeniyet havzalarının bilgi ve tecrübesinden istifade etmek zorundadır. Ancak bir milletin kendi kaderini başka başkentlerin merhametine, çıkar hesaplarına veya stratejik planlarına emanet etmesi, bağımsızlık fikrinin özüne aykırıdır.
Batı’nın İhtişamının Ardındaki Karanlık Hafıza
Batı denildiğinde çoğu zaman akla gelişmiş şehirler, büyük üniversiteler, güçlü finans merkezleri, müzeler, saraylar ve köklü kurumlar gelir. Fakat tarihe yalnızca vitrinlerden bakanlar, bu ihtişamın arkasındaki karanlık hikâyeyi göremez.
Batıya gidildikçe yalnızca refah görülmez; aynı zamanda o refahın üzerine inşa edildiği sömürge düzeninin izleri de görülür.
O şehirlerin taşlarında Afrika’nın alın teri vardır. O müzelerin vitrinlerinde Asya’nın, Afrika’nın ve İslam coğrafyasının yağmalanmış medeniyet hatıraları vardır. O bankaların kasalarında, asırlar boyunca sömürgeleştirilmiş halklardan gasp edilen servetin tarihsel izi vardır.
Bugünkü Batı refahının önemli bir kısmı, yalnızca sanayi devriminin, bilimsel ilerlemenin veya kurumsal kapasitenin sonucu değildir. Aynı zamanda sömürgeleştirilmiş milletlerden çalınan emek, yeraltı kaynakları, insan hayatı ve tarihsel hafızanın üzerine inşa edilmiş büyük bir birikimin sonucudur.
Bu nedenle Batı’nın kendisini “medeniyetin merkezi” olarak sunan dili eksiktir. Çünkü medeniyet, yalnızca kendi toplumuna refah üretmekle ölçülemez. Gerçek medeniyet; başka milletlerin toprağını, madenini, emeğini, insanını, kimliğini ve geleceğini sömürmeden yükselebilme ahlakıdır.
Sömürge Bakanlıklarından İnsan Hakları Nutuklarına
Batı tarihinde en dikkat çekici çelişkilerden biri, dün açıkça “sömürge bakanlıkları” kurmuş devletlerin bugün insan hakları, demokrasi ve özgürlük adına dünyaya ahlak dersi vermeye kalkmasıdır.
İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, İspanya, Portekiz ve diğer Avrupa güçleri yalnızca başka coğrafyalara asker göndermedi. Bu devletler, gittikleri bölgelerin kaderini yeniden biçimlendirmeye çalıştı.
Haritalar cetvelle çizildi. Toplumlar bölündü. Yerel yönetimler tasfiye edildi. Kaynaklar yağmalandı. Diller bastırıldı. İnançlar dönüştürülmeye çalışıldı. Kültürler aşağılandı. Halklar kendi vatanlarında ikinci sınıf insan muamelesine maruz bırakıldı.
Bu yönüyle sömürgecilik yalnızca ekonomik bir tahakküm biçimi değildir. Aynı zamanda hafızaya, kimliğe, dile, dine, kültüre ve insan onuruna yönelmiş çok katmanlı bir saldırıdır.
Bugün sömürgeci akıl biçim değiştirmiştir. Dün sömürge valileriyle yapılan şey, bugün kimi zaman borçlandırma mekanizmalarıyla, kimi zaman fon ağlarıyla, kimi zaman medya operasyonlarıyla, kimi zaman da güvenlik ve demokrasi söylemleriyle yapılmaktadır.
Dün açık işgal vardı; bugün örtülü vesayet var.
Dün sömürge valileri vardı; bugün müstemleke memuru olmaya hevesli yerli aracılar var.
Medet bekleyen siyasetçiler var...
Dün zincir bedene vuruluyordu; bugün pranga çoğu zaman zihne vuruluyor.
Zincire Vurulan İnsanlık ve Afrika’nın Sessiz Çığlığı
Batıya gidildikçe Afrika........
