Çok seçenek, az huzur
Akşam sekizi geçiyor. Yemek yendi, sofra toplandı, bulaşık makinesi dolduruldu.
Koltukta uzandınız, elinizdeki uzaktan kumandayla ekrana baktınız.
Eskiden televizyon kanalları birkaç taneyken, ne izleyeceğine karar vermekte çok da zorlanmazdık. Şimdi ise yüzlerce dizi, film ve program arasında seçim yaparken zaman su gibi akıp gidiyor.
Ekrana bakarken kırk beş dakika sonra hâlâ aynı koltuktasınız ama hiçbir şey izlemiyorsunuz.
Önerileri kaydırdınız, fragmanları izlediniz, listelere baktınız. Bir türlü karar verip seçemediniz ve sonunda sıkılıp telefona geçtiniz ve sosyal medyada gezinmeye başladınız.
Bu artık istisna değil, hemen hemen çoğu akşamın rutini.
Bu çağımızın en sessiz ama en yaygın zihinsel sorunlarından biri.
Sabah yataktan kalkar kalkmaz başlıyor. 5 dakika daha uyusam mı, kahvaltı mı etsem? Bir şeyler atıştırsam mı yoksa sadece kahve mi içsem? Kahvemi hangi fincanla içeyim, hangi giysiyi giyeyim? E-postalara mı yoksa mesajlara mı önce bakayım? Öğle yemeğini evden mi götüreyim yoksa dışarıdan mı söyleyeyim…
Seçeneklerin artması, başta kulağa hoş gelse de aslında karar verme sürecini hem zorlaştırıyor hem de yorucu hâle getiriyor.
Bazı çalışmalara göre bir insan günde ortalama 35 bin karar veriyor. Bunların büyük çoğunluğu o kadar küçük ki farkında bile olmuyoruz.
Ama zihnimiz farkında. Her seçim, farkında olsak da olmasak da zihinsel bir kaynak harcıyor ve gün........
