menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DARAĞACINA SIĞMAYAN ZAMAN

1 0
latest

Bazı yürekler vardır; zamana sığmaz, insana sızar… Sessizce yürür damarlarında. Adını koyamazsın belki ama hissedersin… Bir yerin sızlar. Çünkü bazı zamanlar sadece yaşanmaz, bedeliyle birlikte hafızaya kazınır.

Deniz Gezmiş ve “Üç Fidan” diye anılan o gençler, işte tam da böyle bir yerden bakar insana… Bir olayın değil, bir vicdanın içinden. Bir çağın değil, insanlığın iç sesi olarak.

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” der eskiler. Ama bazıları, o kovulmayı baştan göze alır. Çünkü bilirler ki hak, er ya da geç yerini bulur. Ve bazen bir insanın ömrü buna yetmez; ama söylediği söz, attığı adım, yürüdüğü yol zamana kalır. Ateş düştüğü yeri yakar, evet… ama bazı yangınlar yalnızca düştüğü yeri değil, bir memleketin tamamını sessizce içten içe kavurur.

İşte o noktada tarih, sadece yazılmaz; yaşanır.

Onlar eğilmedi. “Eğilen baş kesilmez” diyenlere inat, başlarını bükmeden yürüdüler. 6 Mayıs sabahı, Ankara’nın o gri ve keskin soğuğunda, darağacının gölgesi üzerlerine düştüğünde bile vakur duruşlarından ödün vermediler. O sabah, zaman bir anlığına durdu; rüzgar bile sessizliğe saygı duydu. Son arzusu sorulduğunda postallarının bağcıklarını kendi eliyle bağlayan o irade, aslında bir ölümün değil, ölümsüzlüğe atılan son adımın sessiz ilanıydı.

Çünkü bazı insanlar için mesele........

© Sonsöz