BİR ÜLKE ÇALIŞARAK YOKSULLAŞIR MI?
Bir ülkede insanlar artık “iş bulabilecek miyim?” diye sormuyor. O soru geride kaldı; çünkü artık kimse yalnızca işsiz kalmaktan korkmuyor. Bugünün sorusu daha acımasız, daha ağır ve daha yakıcı: “İşim varken ay sonunu görebilecek miyim?” Sabah erken kalkıp işe giden, emeğini veren, akşam yorgun dönen milyonlarca insan için hayat, artık çalışmakla düzelmeyen bir dengeye dönüşmüş durumda. Sorun işsizlik değil; sorun, çalışmanın yoksulluğu engelleyememesi. İşte tam da bu noktada mesele ekonomi olmaktan çıkıyor, doğrudan hayatın kendisine dönüşüyor.
Çünkü bugün bu ülkede çalışmak, insanı yoksulluktan korumuyor; yalnızca yoksulluğun sınırında tutuyor. Maaş yetmiyor ama kesilmiyor da. Hayat pahalı ama tamamen kopmuyor. İnsanlar düşmüyor; fakat sürekli denge kaybı yaşıyor. İşte bu hal, en yorucu olanı. Ne isyan edilecek kadar dibe vurmuş bir yoksulluk var ne de nefes aldıracak bir refah. Sadece yavaş yavaş, her gün biraz daha eksilen bir hayat var.
Bu yoksulluk, eski bildiklerimize benzemiyor. Kapıda bekleyen, açıkça görünen bir açlık değil bu. Bu, sessiz bir eksilme hali. Market raflarında fiyatlara bakıp geri konan ürünlerde, pazardan yarım dolu fileyle çıkılan akşamlarda, “bu ay olmaz” diye ertelenen ihtiyaçlarda kendini belli ediyor. Kimse bağırmıyor, kimse yardım istemiyor; ama herkes biraz daha kısıyor. Önce keyiflerden, sonra ihtiyaçlardan, en sonunda hayallerden. İnsanlar artık fakir olduklarını değil, yetemediklerini........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Rachel Marsden