menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir emekçi cumhuriyetinde sağlıkta sosyalizasyon yerini bulacak mı?

42 0
28.02.2026

Bu yıl önemli bir yıl olacak, Cumhuriyetçiler Kurultayı süreci içinde düzen her yerinden çürürken bir Cumhuriyet nasıl olmalı diye güçlü bir zihin egzersizi yapacağız. Çok sayıda yerel toplantıyla ve karşılıklı etkileşimle ilerleyecek sürece küçük bir katkı olarak bu yazı dizine giriştik.

Daha önce bir emekçi cumhuriyetinde gündelik yaşamı ve Köy Enstitülerini ele almıştık.

Bu sefer birçok kadronun yaşamını adadığı Cumhuriyet’in sağlıkta sosyalizasyon deneyimine göz atalım. Normalde kapitalist düzen içinde bir sağlık hizmeti varsa bu hizmet için vatandaşlar kayıp durumdadırlar. Zaten düzen insanı hastalandıran birçok etken üretirken onları korumak için bir şey yapmaz. Kişiler ancak hastalandıktan sonra sağlık örgütüne başvururlar ve sağlık örgütünün nerede ve nasıl yaşadığını bilmediği bu kişiden haberi olur. Kişiyi artık vakanın ilerleyiş durumuna göre tedavi etmeye çalışır, bu arada tedavinin bir bedeli vardır ve kişi bunu karşılayabildiği kadar tedavi olanaklarından yararlanır.

Bugün de tam olarak yukarıda anlatıldığı gibi çalışmıyor mu sistem?

Dünyada bu “normal” hemen Cumhuriyet’ten önce dünyanın ilk Sosyalist Cumhuriyeti olan Sovyetler Birliği’nin kurulması ile değişti.

İlk kez burada yurttaşların kayıp olmadığı bir sağlık örgütlenmesi gerçekleştirildi. Belli bir nüfustan sorumlu bir sağlık ekibi tanımlanıyor ve bu ekip koruyucu ve tedavi edici hizmetleri bir bütün olarak parasız olarak sunuyordu.  Amaç toplumun sağlık düzeyini geliştirmek ve korumaktı.

1923 Devrimi çok kötü bir sağlık düzeyi devralmıştı. Öncelikle en çok öldüren ve sakat bırakan hastalıklara dönük dikine bir tarama ve tedavi hizmetini çok özgün bir örnek olarak örgütledi.

1946’da ise Behçet Uz ilk kez tüm ülkeyi 40 köylük gruplara bölerek her biri için bir sağlık ekibi atamayı tasarladı. Ancak olanaksızlıklar nedeniyle hastane yapımından daha ileri gidemedi bu tasarı.

Bu konuda ilerleme 1960 Darbesi ve yeni Anayasa ile birlikte gelecektir. Sovyetler Birliği’ndeki kazanımların duyulması ile dünya halklarının ayaklanmaması için sosyal hakların emekçilere sağlandığı bir dönem açılmıştır. 1961 Anayasası’nda sağlık hizmetlerinin devletin sorumluluğunda olduğu ilk kez ifade edildi.

Üstelik bu dönem 1930’lardan sonra Türkiye’nin ikinci........

© soL