“Fahiş fiyat” ve “haksız fiyat artışı” gibi kavramlarla 21. yüzyılda ekonomi yönetilir mi?
Dün Adalet Bakanlığı’nın yaptığı bir operasyonla 13 büyük tavuk şirketine ‘denetim kayyumu’ atandığı haberleri yayınlandı. Bu operasyonla aralarında dünya tavuk sektöründe önemli oyuncular olan şirketlerin yöneticileri göz altına alındı.
Bu sektör Türkiye’nin birçok ülkeye ihracat yaptığı yani rekabetçi olduğumuz bir sektör.
Beyaz et sektörü 18 kadar büyük şirketin, çok sayıda küçük şirkete üretim yaptırdığı bir ekonomik yapıya sahip.
Türkiye’de genel olarak beyaz et fiyatları kırmızı et fiyatlarına göre oldukça düşük, o yüzden de çoğu insan beyaz ete daha kolay erişiyor. Bundan birkaç ay önce, Ramazan ayında yurt içindeki fiyatları düşürmek için tavuk ihracatının kısıtlandığını ve tavuğun kilosunun 100 TL gibi yaklaşık 1 paket çikolata ile aynı fiyata satıldığını biliyoruz.
O yüzden bu müdahaleyi anlamak zor. Aslında bu bir süredir devam eden serbest piyasa mantığından uzaklaşmanın en çok ete kemiğe bürünmüş hali oldu.
Buna ekonomiye devlet müdahalesi değil de, ekonomiye yargı müdahalesi demek lazım. Çünkü müdahaleyi yapabilecek kurum olan Rekabet Kurumu’nun websitesine bakıyorsunuz bir açıklama yok, Ticaret Bakanlığı’na bakıyorsunuz bir açıklama yok.
Açıklamayı Adalet Bakanı yapıyor, ve operasyonun nedenini “piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışlarına ve tüketici mağduriyetine yol açtığı değerlendirilen eylemlere yönelik” olarak açıklıyor.
Bu açıklamadan piyasa işleyişini bozmaları derken kartel oluşturmaları mı kastediliyor yoksa haksız fiyat artışları derken Ticaret Bakanlığının “Haksiz Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği” kapsamında mı değerlendiriliyor henüz bir bilgi paylaşılmadı. Fakat, Bakan’ın açıklamasında Rekabet Kurumu’ndan hiç bahsedilmiyor olması 2. alternatifi güçlendiriyor.
Tavukçuluk firmaları kartel oluşturup tüketici aleyhine işbirliği yapıyorlarsa yasal mevzuatımıza göre Rekabet Kurumu bunu tespit edip, idari para cezası verebilir ve geçmişte de tavukçuluk sektörü dahil birçok firmaya ceza kesmiştir.
Firmaların kartel oluşturması piyasa aksaklığı olduğu için, bu durumda ceza kesilmesi net olduğundan burada tartışmaya gerek yok.
Bu yazıda çokça dile getirilmeye başlanan fahiş fiyat uygulaması ele alınacaktır.
Fahiş Fiyat Mühadalesi ne demek?
COVİD-19 döneminde (16 Nisan 2020) 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a eklenen Ek Madde 1 fahiş fiyat artışı kavramı mevzuatımıza yeniden girmiş oldu. Bu kanuna dayanarak da Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği hazırlandı.Önce bu yönetmeliğin maddelerine bakalım:
“MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda faaliyet gösterecek Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunun oluşumu, görev ve yetkileri ile üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarının denetlenmesine ve idari para cezalarının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
Bu yönetmeliğe göre fiyatların denetlenebilmesi için bir afet, deprem, savaş gibi acil durum olması gerekiyor. Halbuki ülkemiz benim bildiğim kadarıyla bir savaştan geçmiyor, bir deprem de olmuş değil. Nasıl bu yönetmeliğe göre denetim yapılıyor anlaması zor.
Madde 3 ç bendi fahiş fiyat artışını şöyle tanımlıyor: “Olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından satışa sunulan ve kamunun beslenme, sağlıklı yaşama ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlerin fiyatında girdi ve diğer........
