menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Assala’nın Şam’a dönüşü ve yeni Suriye’nin kültür kavgası

15 0
19.09.2026

15 yıl sonra geçtiğimiz Perşembe akşamı Şam’ın Feyha Salonu’nda sahneye çıkan Assala Nasri, daha tek kelime etmeden gözyaşlarını tutamadı. Salonu dolduran kalabalığa, “Vallahi hâlâ aranızda olduğuma inanamıyorum” dedi.

Konsere “Assala’nın Dönüşü” adı verilmişti. Gerçekten de bu, uzun bir sürgünden dönüşün gecesiydi. Ama konser öncesinde başlayan tartışmalar, Assala’nın dönüşünü yeni Suriye’de kültür, din ve kamusal hayatın nasıl şekilleneceğine dair daha geniş bir tartışmanın da parçası haline getirdi.

57 yaşındaki Assala, 2011’de Suriye’de protestolar başladığında Beşşar Esed rejimine karşı tavır alan ilk tanınmış sanatçılardan biriydi. Bu tercihi nedeniyle 2010’dan sonra ülkesinde sahneye çıkamadı, Suriye’den ayrılarak Mısır’da yaşamaya başladı. Konser gelirlerinin bir kısmını Suriye’deki yardım çalışmalarına bağışladı.

Bu tavrın o günlerde kolay bir tercih olmadığını hatırlamak gerekiyor. Popüler sanatçılar genellikle kariyerlerini ve çıkarlarını gözetirler; rejime karşı açık tavır almak Assala’ya herhangi bir avantaj sağlamıyordu. Aralık 2024’e kadar muhaliflerin Şam’ı ele geçireceğini de kimse bilmiyordu. Esed rejiminin toplumsal tabanı erimiş olsa bile uluslararası meşruiyetini yeniden kazanmaya başladığı bir dönemden geçiliyordu. Assala bütün bu süreçte Esed rejimiyle barışmadı.

Esed rejiminin Aralık 2024’te çökmesinden sonra Şam’a dönen Assala’yı burada geçmişinden iki hatıra bekliyordu. Bunlardan biri, babası besteci Mustafa Nasri’nin uduydu. Ud, on üç yıl boyunca bir antikacının elinde emanet olarak tutulmuş, antikacı enstrümanı satmayı reddederek üzerine “emanettir” diye not asmıştı.

Diğeri ise Şamlı sanatçı Zaher Samir’in Assala için hazırladığı, Şam gülü motifleri, ceviz ağacı ve sedef işçiliğiyle süslenmiş özel koltuktu.

Assala dönüşünden önce “Sevdiğimiz Suriye’ye Assala’dan” adlı bir albüm de yayımladı. Albümdeki 14 şarkının her biri Suriye’nin 14 ilinden birine ayrılmıştı. Halep’ten Süveyda’ya, kıyı bölgelerinden Havran’a farklı lehçeler ve yerel ezgiler albümde bir araya getirildi. Savaş boyunca isimleri kuşatma, bombardıman ve göç haberleriyle duyulan şehirler bu kez halk ezgileriyle yan yana geliyordu.

Konser salonunda da savaş nedeniyle ülkeyi terk etmiş Cihad Abdo, Yara Sabri ve Nevvar Bülbül gibi sanatçı ve aydınlar vardı. Dolayısıyla gece yalnızca Assala’nın değil, Esed döneminde ülkesinden uzaklaşmış bir sanatçı kuşağının da Şam’la yeniden buluşması anlamına geliyordu.

Fakat Assala’nın........

© Serbestiyet