menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP davadan nasıl çıkar? Devam mı eder, bölünür mü?

16 0
13.03.2026

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı soruşturmalar hakkında konuşan, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o dönem dediği gibi, “Bu bilgi ve belgelerin çoğunun, bizzat kendi partileri tarafından yargıya aktarıldığının farkındalar”!

Anlayacağınız, “başkaları değil, CHP’liler…”!

Sadece Ekrem İmamoğlu Davası da değil, CHP’lileri karşı karşıya getiren, ama ‘mutlak butlan’ davası da! Peki, ne oldu da CHP içinde bu güç savaşı bu denli keskin cephelere bölündü, hatta içeride yaşananlar bu denli dışarıya taşmaya başladı, görünür hale geldi?

…Kemal Kılıçdaroğlu ne zaman liderlik koltuğunu Özgür Özel’e kaybetti, kılıçlar da sessiz sedasız o gün çekildi. Hatta o kılıçları bileyenlere, Kılıçdaroğlu’nun başlarda ’emeklilik ofisi’ diye tanıtılan Ankara’daki çalışma ofisinde, yıllar içinde yeni yeni isimler katıldı!

Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’e değil de bir başka isme karşı liderliğini kaybetmiş olsa, yine aynı şeyler mi yaşanırdı, yoksa konu da mesele de Özgür Özel’e karşı yaşadığı kayıp mı, bilinmez ama, gelin biz bugüne bakalım…

Aslında bugüne dair ben de bir şeyler yazacaktım ama, CHP eski milletvekili, gazeteci Barış Yarkadaş, sosyal medyasından bazı rakamlar verdi, geçen gün, ama o rakamları da öyle bir günde verdi ki, bizlerin gördüğünden çok daha derin bir deprem yaşandığını fotoğrafladı, CHP içinde.

Şimdi gelelim, o fotoğrafların hikayesine, yarattığı enkazın CHP’sine, bundan sonra olacaklara…

Barış Yarkadaş’ın son twitter paylaşımında bahsettiği konu, CHP’nin, 10 Mart 2026 tarihinde, Ekrem İmamoğlu davası nedeniyle Silivri’de düzenlediği grup toplantısı, buradan vermek istediği ise ‘birlikteyiz, beraberiz, arkandayız’ mesajı, ama aynı  gün TBMM’de gerçekleşen kapalı bir de oturum var… Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, milletvekillerini, bölgesel gelişmeler (muhtemelen Orta Doğu veya güvenlik konuları) hakkında bilgilendirmesi üzerine. Konu, Genel Merkez’in kesin talimatına rağmen, Silivri katılımının fark edilir bir şekilde düşük kalmış olması. Zaten Barış Yarkadaş da, CHP Genel Merkezi’nin, tüm milletvekillerini Silivri’ye çağırmasına rağmen, birçok vekilin, inisiyatif kullanarak TBMM’ye gittiğinin altını çiziyor. Haklı olarak da, bunun, partide bir bölünme veya öncelik tartışmasını gündeme taşıdığını söylüyor.

Şöyle bir hesap edelim mi?

CHP’nin kaç milletvekili var?

Peki, neredeymiş bu 138, o gün, bakalım mı?

Silivri’ye giden (Ekrem İmamoğlu Davası ve CHP Grup Toplantısı) milletvekili sayısı, 35 civarı (artı/eksi)! Bu isimler, Genel Merkez’in çağrısına uyan milletvekilleri! Hepsi de hem duruşma salonunda hem de Silivri’deki grup toplantısının düzenlendiği çadırdaki etkinlikte yer aldı.

CHP liderliğinin çağrısına rağmen, Silivri yerine TBMM’ye, hükümetin düzenlediği kapalı oturuma katılmak üzere giden milletvekili sayısı ise 70  civarı (artı/eksi) olarak ifade ediliyor! Bu isimler, Genel Merkez’in Silivri talimatına rağmen inisiyatif kullanarak Meclis’e gidenler ve önceliklerini de CHP liderliğinden farklı olarak ortaya koyanlar.

Denilene göre, her ikisine de gitmeyenlerse 30 civarı (artı/eksi)!

Bu isimler, ne Silivri ne de TBMM oturumuna katılmayan vekiller, anlayacağınız!

Bu rakamsal bilgileri, kendi yorumuyla gündeme taşıyan, CHP eski milletvekili ve gazeteci Barış Yarkadaş, bu dikkati çeken dağılımı, CHP tabanında ve vekiller arasında, İmamoğlu davasının sahiplenilme düzeyini öne çekerek, bir anlamda tartışmaya açmış, ki ben de bu şekilde düşünüyorum.

Başlıkta sorduğumuzu güçlendiren kısım, Silivri başlığındaki çağrıya rağmen yaşanan düşük katılım aslında.

CHP içinde, İmamoğlu gündeminden kopmak ve hatta bu gündemden sıyrılmak isteyen ciddi bir kalabalık olduğu anlaşılıyor. Evet, önemli bir dava! CHP’li belediyelerin yaşadıkları noktasında bir kırılma noktası hatta ama… Durum artık öyle bir hal aldı ki, CHP, kendi içindeki gündem kalabalığı ve bu kalabalığın yarattığı kavgalar yüzünden, ülke gündemini ve insanların biriken sorunlarını yakalayamaz hale geldi.

Peki, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin ceza davasının dördüncü celsesinin görüleceği 1 Nisan 2026’daki duruşma, artık açık açık taraflarını belli eden partideki bu savaşı sakinleştirir mi, yoksa ateşi daha mı harlar?

Haklısınız, bu ateş çok söneceğe benzemiyor…


© sendika.org