Bir kürek, bir vicdan, bir polis
Kıymetli okuyucularım, 10 Nisan… Bazıları için takvimde sıradan bir gün. Ama bir millet için; güvenin, fedakârlığın, sessiz kahramanlığın adıdır.
Bugün, Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü. 1845 yılından bugüne kadar, gecesini gündüzüne katarak bu milletin huzuru için görev yapan tüm polislerimizin Polis Haftası kutlu olsun. Başta aziz şehitlerimiz olmak üzere, ebediyete uğurladığımız tüm emniyet mensuplarını rahmetle anıyor; gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Polis denince aklımıza çoğu zaman siren sesi gelir. Trafikte görev yapan bir memur… Bir olay yerine koşan ekip… Bir karakolun kapısında nöbet tutan bir polis… Ama bazen polislik, sadece görev tanımına sığmaz. Bazen bir insanın, “Ben neden buradayım?” sorusuna verdiği vicdanlı cevaptır.
Yıllar önce, Samsun Atakum’a yeni taşındığım günlerdeydi. Ana yol üzerinde büyük bir su birikintisi oluşmuştu. Sabahın erken saatlerinden öğlene kadar, yoldan geçen duyarsız sürücüler sayesinde kaldırımda yürüyen insanlar, esnaf ve çevredeki herkes o çamurlu sudan nasibini alıyordu.
Orada bulunan birçok kişi şikâyet ediyor, söyleniyor ama kimse çözüm için adım atmıyordu. Tam o sırada, yol kavşağında görev yapan bir trafik polisi dikkatimi çekti.
Elinde ne bir makam vardı, ne de “Benim görevim değil” deme lüksü…
Bir kürek aldı. Bir süpürge aldı. Ve........
