menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hahambaşımızın anısına

16 0
22.01.2025

Yıl 1995… Eylül ayında bizim okula geldiğimde yirmi dört yaşındaydım, üç senelik öğretmendim. Şimdi benim yaşımızda olanlar bile, o gün bize göre çok büyüktü… O zaman, bölüm odaları yoktu okulumuzda. Eski usul öğretmenler odasında, hepimiz bir aradaydık. Okula yeni gelmiş olmamın getirdiği dikkat, özen, hafif çekingen ama bir o kadar da meraklı bir halde; kimin kim olduğunu, hangi odanın nerede olduğunu öğrenmeye çalışırken tanıdım onu…

İsak Haleva, din dersi öğretmeniydi ve öğretmenler odasının en renkli simalarından biriydi. Hepimizi düşündüren, bize yol gösteren bilge bir tavrı, aynı zamanda babacan haliyle hayatımıza renk katan çok keyifli bir tarafı vardı. Hem çekiniyordum ondan hem de sanki yıllar öncesinden tanıyormuş bir halde yakın duruyordum ona… Yaptığı yorumlar, anlattığı menkıbeler, verdiği örnekler ilgimi çok çekiyordu. Söylediği her cümle, inançlı tarafıma değiyor, beni düşündürüyor, ona yeni sorular sormama vesile oluyordu. O zamanlar bilgisayar, internet filan yoktu. Dönem sonlarında not fişlerini elimizde yazardık, en küçük düzeltmenin bile yapılamadığı, yanlış yapılırsa bütün fişin baştan yazılmasının şart olduğu zamanlardı. Baktım ki bu tekrar tekrar yazma işi, onun canını çok sıkıyor, hocam verin ben yazayım fişlerinizi, dedim. Yazar mısın kızım sahiden, Allah razı olsun senden, dedi. Sonra bütün öğretmenler odasına dönüp, hiçbirinizin haberi yok ama bu hanım kızın bugün bana yaptığı, en güzel mitsvalardan biri, dedi. O gün başladım dini terimleri öğrenmeye… Mitsva nedir, pasuk nedir, seder sofrası nedir; önce ondan öğrendim. Yıllarca beraber çalıştık.........

© Şalom