menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir ülke, bin ritüel

13 0
08.04.2026

Koskoca Japonya’yı anlatmaya Kiyomizu -dera Tapınağı’ndan mı başlanır bilemedim. Ama hikaye şu: Gürül gürül akan bir şelaleden üç yan yana çeşme oluşmuş. Üç suyun da kendine göre tılsımı var. Birincisi, bilgelik ve başarı getiriyor. İkincisi aşk, sevgi ve ruh ikizi getiriyor. Üçüncüsü ise sağlıklı uzun bir yaşam getiriyor. Hadi, hepsinden içelim yok! Sadece birini seçebilirsin… Kültürel bir alçak gönüllülük bunu gerektiriyor, batıl inanç değil. Aç gözlü olma… Kararlı ol ve niyetine odaklan… Aynı hayat gibi; senin için en öncelikli olanı seç. Ne seçtiğinin önemi yok, diğer ikisini seçmemiş olmaya razı olman gerekiyor… Ancak oturup kafa yorunca şunu anladım: Aynı hayat gibi, önceliğini bilen ve koruyan kişi, zaten diğerlerine de doğal olarak kavuşuyor… rahatlayarak bir tanesini yudumladım. (Size açıklamıyorum, herkes kendi seçimini yapacak…)

Japonya seyahati öncesi aklımda Japon insanı üzerine edebi göndermeler vardı: Örneğin ‘Perfect Days’, (Wim Wenders filmi 2023) varlıklı bir adamın geceleri yer yatağında yattığı, minik bitkisi ve kitabı ile bütünleştiği, tuvalet temizleyerek dünyanın kirliliğini ‘azalttığı’ film… Gerçekte de tuvalet titizliği ülkenin gururu diyebilirim. Onca düğmeyi çözene kadar dönüşe geçtim…

Başka bir örnek de Murakami’nin her sabah 04.00’te başlayan yazma ritüelini, her gün 10 kilometre koşu ile pekiştirmesi. Tembellik denen şeye rastlamak imkansız Japonya’da… Mental sağlığını yitirmemiş herkesin mutlaka bir işle uğraşması bekleniyor kültürel bir gereklilik olarak…

‘Bir Geyşa’nın Hatıraları’ (Arthur Golden) orada kızgınlık yaratmış bir roman.........

© Şalom