Pişmanlık, Mahcubiyet ve Saygı
( PROF.DR. NİNGUR NOYANALPAN)
1974-1977 yılları arasında Ankara’da, şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde öğrenim görüyordum.
Kardeşin kardeşi kurşunladığı, şehirlerde kurtarılmış bölgelerin kurulduğu, sokakların ve mahallelerin ideolojilere göre bölündüğü zor yıllardı.
Sağ ve sol çatışmalarında her gün onlarca genç hayattan koparılıyor, siyasiler ise yangına körükle gidiyorlardı.
Öğrenci yurtları ve okullar, ideolojilerin üssü hâline getirilmişti. Polis teşkilatı dahi POL-DER ve POL-BİR diye ikiye ayrılmıştı. Okullara POL-DER’li polisler gelmişse milliyetçiler okula gelemez, POL-BİR’li polisler gelmişse bu kez devrimciler okulun dışında kalırdı.
Gençlerin bir kısmı “Milliyetçi Türkiye” sloganıyla ortaya çıkmış, diğer bir grup ise “Bağımsız Türkiye” sloganlarıyla meydanlardaydı.
Okunan dergi ve gazeteler, giyilen parkalar, içilen sigaraların markaları ve uzatılan bıyıkların modelleri, ideolojileri belirleyen işaretlerdi.
Bizim okuduğumuz yıllarda okul kantininin sağ tarafında milliyetçiler, sol tarafında devrimciler, ortada ise polisler ve tarafsız öğrenciler otururdu. Tarafsız öğrenciler, her iki kesim tarafından “ot” diye tanımlanırdı.
Milliyetçi öğrenciler olarak kendimizi ülkenin yegâne sahipleri olarak görürdük. Başımızda esen kavak yellerinin etkisiyle Moskova’ya Türk bayrağını asacağımıza, Turan ülküsünü gerçekleştireceğimize inanırdık. Bizim gibi düşünmeyenleri kolayca yaftalar, onlara vatan haini damgası vururduk.
Devrimci gençler de ülkenin kurtuluşu için tek yolun devrim olduğunu savunur, bizleri emperyalizmin taşeronları olarak tanımlarlardı.
Kısacası, biz onlara “komünist”, onlar da bize “faşist” yakıştırması yaparlardı. Ortalıkta dolaşan, etliye sütlüye karışmayan siyasal İslamcı gruplara ise “yeşil komünistler” denirdi.
İşte bu atmosfer içinde öğrencilik yıllarımızın büyük bir kısmı laboratuvarlarda ve amfilerde geçse de geri kalan bölümü kavga dövüşle geçer, neticede soluğu Gazi Karakolu’nda veya Yenimahalle Adliyesi’nde alırdık.
Milliyetçi grubun okul başkanlığı bana düşmüştü.
Derslerimin çok iyi olmasının yanı sıra ideolojik çalışmalardaki performansım da arkadaş grubumuz tarafından takdir görürdü.
İki yıl öğrenim gördükten sonra sınavına girdiğimiz Farmasötik Kimya dersimizin hocası Prof. Dr. Ningur........
