Yeni Parti ve Kürt Meselesi
Yeni Parti ve Kürt Meselesi
Yeni Parti ve Kürt Meselesi
“Kürtlerin desteği olmadan da cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanırız” denmiyorsa, Yeni Parti’nin ve muhalefetin ikinci tura kalacak cumhurbaşkanı adayının. Kürt meselesinde yeni bir şeyler söylemesi gerekiyor.
Siyasetin tatile çıkmış olmasıyla mı, Yeni Parti’nin kuruluş sürecine gömülmesiyle mi, yoksa medya marifetiyle de olsa memleketi bir kez daha “bu iş olmayacak, adam yine kazanacak” duygusunun sarmasıyla mı ilgili bilmiyorum, biraz lüzumsuz, biraz boşa konuşuyormuşum gibi geliyor, lakin önceki iki yazıda konu ettiğim “2023’ün tekrar etmemesi, Yeni Parti’nin ya da muhalefetin adayının cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunu önde tamamlaması için yapılabilecekler” bahsini tamamlamaya çalışayım. “Bu ekonomik tablodan Erdoğan zinhar çıkamaz” iyimserliği kadar “bu kez de olmayacak, her şeyi kökten ve yeniden düşünmek, her şeye yeniden başlamak gerekiyor” karamsarlığı da pek kafama yatmadığından “ne yapılırsa ikinci tur kazanılabilir” sorusunun peşinde kalmaya devam edeyim.
En azından bir müddet daha…
Önceki iki yazıda söylediğim kabaca şuydu: 2028 öncesinde şartlar muhalefet için bir açıdan 2023’ten iyi, başka bir açıdansa kötü. Derinleşerek süregiden yoksulluk, adalet ve liyakatin buharlaşması, idarenin her tarafından dökülmesi gibi faktörler “iktidar değişsin” eğilimini güçlendirirken, muhalefet aktörlerinin 2023’tekine benzer bir kurumsal ittifak ve ortak aday etrafında bir araya gelmesinin imkansızlığı iktidarın değişebilme ihtimalini zayıflatıyor. Bu durumda, muhalefetin en büyük partisi olarak Yeni Parti’nin, İYİ Parti, Zafer Partisi ve DEM Parti seçmenini, partilerinden gelebilecek alternatif tekliflere rağmen, hiç olmazsa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda “muhalefetin” cumhurbaşkanı adayını desteklemeye ikna edebilmesi, bunun için de yeni bir Türkiye programına kurmaylık etmesi gerekiyor. Memleketin en büyük meselelerinden biri olması bir yana, “süreç” ve etrafındaki gelişmeler söz konusu yeni Türkiye programının ana başlıklarından birinin Kürt meselesi olması gerektiğine işaret ediyor.
Çünkü, eninde sonunda manzara şu: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda bir tarafta (eğer son anda “kazanamayacağım, yerime başkası yarışsın” demezse) Erdoğan, diğer tarafta muhalefetin adayı olacak ve her halükarda kabaca bir çeyreği Erdoğan’a ya da halefine, bir çeyreği ya da biraz daha azı muhalefetin adayına oy verecek Kürtlerin yarısı, diğer deyişle, toplam seçmenin yüzde on kadarı kime oy vereceğini ağırlıkla Kürt meselesinde kim ne demiş, kim ne yapmış, kim hangi izlenim ve kanaati oluşturmuş, buna bakarak karar verecek. Parlamento seçimleri söz konusu olduğunda esas olarak DEM Parti’nin çekim alanında kalacak bu yüzde onun ne kadarı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda “Erdoğan devam etsin bari” der, ne kadarı “ikisinden de hayır yok” deyip sandığa gitmez, ne kadarı “değişim zamanı” deyip muhalefetin adayını destekler, kimin Kürt meselesinde ne dediğine, ne yaptığına bağlı olacak. DEM Parti yönetiminin açıkça Erdoğan seçeneğine işaret etmesini sağlayabilecek işlerin yapılması ihtimali çok zayıf olduğundan, DEM Parti dairesindeki Kürtlerin ne yapacağının tayin edilmesinde muhalefetin cumhurbaşkanı adayını tespit........
