2023 Tekrar Eder mi?
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Özel ya da Yavaş’a oy vermeye ikna etmek için, sol, milliyetçi, muhafazakâr, Kürt demokratları, adlarıyla tek tek davet etmeye gerek kalmadan bir araya getirebilen bir Türkiye programına, bir yeni Türkiye hikâyesine ihtiyaç var.
Gary Lineker’in zamanla aforizmaya dönüşen tespiti halen akıllarda olsa gerek. Şöyle demişti İngiliz santrfor zamanında: “Futbol (…) 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı ve sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur.” Bugün hükmünü yitirmiş olsa da Almanya’nın dünya futbolunda etkili olduğu doksanlarda yapılan bu tespiti aforizma seviyesine yükselten muhtemelen karşıt iki gerçek duyguya aynı anda hitap ediyor olmasıydı. Tek bir tespitle bir hak teslim edilirken, bir hak etmeyişten de şikayet ediliyordu: Almanlar kazanmayı hem hak ediyor hem de etmiyor. Lineker’in söylemek istediği, en azından söylediğinden anlaşılan, söylediğini kuvvetli kılan galiba buydu.
Böyle giderse bizdeki seçimleri de benzer bir aforizmayla anacak hale gelmek üzereyiz. Öncesi de var ama en azından 2014’ten beridir bizdeki seçimler de birden çok adayın yarıştığı ama hep Erdoğan’ın kazandığı işlere döndü malum. Hakemlerin ve federasyonun uzun zamandır Erdoğan’dan yana olmasıyla ilgisine şüphe yok ancak galiba tümden buna indirgenemeyecek bir neticeyle karşı karşıyayız: Türkiye’de seçimler, başkalarının da katıldığı ama hep Erdoğan’ın kazandığı bir rekabete dönmüş durumda. İşin fenası, “bu sondu” denecek bir manzara da yok.
Aslında, saha şartları ve tribün desteği itibarıyla bakıldığında, ortada “yine Erdoğan kazanır”dan çok “bu kez kesinkes kazanamaz” türünden bir manzara var daha çok. 19 Mart İBB Davası ve 21 Mayıs Butlan Kararı gibi darbelerle geçersizleştirilmeye, tekrar edilemez kılınmaya çalışılsa da, 2024 yerel seçimleri bir zamanlar Alman futbol takımıyla ilgili hükmün başına gelenin “hep Erdoğan kazanır” hükmünün de başına gelebileceğini gösteriyor. Sadece yerel seçim sonuçları değil, yerel seçimlerden sonra yapılan onca işe rağmen Erdoğan’ı bir kez daha cumhurbaşkanı görmek isteyenlerin oranının yüzde kırka bile yaklaşmaması, buna mukabil yaşadığı her türden badireye karşın Yeni Parti seçeneğinin diri olması da aynı şeyi gösteriyor: Hep Erdoğan kazanır hükmü bu kez geçersizleşebilir.
Bir açıdan bakıldığında bu ihtimalin anlaşılmaz bir tarafı yok. 25 senedir iktidarda olmanın yol açtığı bıkkınlık, kronikleşen enflasyon, derinleşen yoksulluk, adalet ve liyakatin buhar olması, ufukta bütün bunlardan geri dönüş ihtimalinin görünmemesi vs. ortada. Bütün bunlar “Erdoğan gitse iyi olur” fikrini güçlendiriyor. Ne ki, şunu da biliyoruz: 2023’te de aşağı yukarı benzer bir manzara, benzer bir tablo vardı ve sonuçta 2018’de olduğu gibi “Adam kazandı!”. 2023’te de “Erdoğan gitsin” duygusu güçlüydü ama “yedi yardımcısı ve 6’lı Masasıyla Kılıçdaroğlu gelsin” duygusu zayıf kaldığı için Erdoğan kaldı.
Seçimlere en fazla 18 ay kadar bir zaman kalmışken tablo 2023’e benzer: “Erdoğan gitsin” duygusu yine kuvvetli, “yerine şu gelsin” duygusu ise aynı kuvvette değil. Bu tablo, 2023 tekrar eder mi sorusunu “ne münasebet” diyerek cevaplamayı zor kılıyor.
2023’ten 2028’e: Değişenler, Değişmeyenler
Sadece anlık tablo değil, 2023’ten 2028’e değişen ve değişmeyen şartlar da “herkes yarışır, Erdoğan kazanır” hükmünün bu kez de geçersizleşmeyebileceğine işaret ediyor. Bıkkınlık, enflasyonu kalıcılaştırıp yoksulluğu büyüten kötü yönetim gibi şartlar açısından bakıldığında, 2023’ten bugüne değişen pek bir şey yok aslında. Haddizatında, aynı durumun üç yıl daha devam etmesine bağlı olarak vaziyet daha da ağır. Erdoğan’ın iyi yönetemiyor olduğu bilgisi 2023’te olduğu gibi bugün de hemen herkesin malumu. Değişen belki şu: Erdoğan’ın vaziyeti değiştirebileceğinden ümit de yok. Hülasa, kimlik mahallesinden çıkarak oy vermeye yatkın “ortadaki” seçmenin siyasi davranışını en çok etkileyen faktör olarak “ekonomi, aptal!” perspektifinden bakıldığında, 2023’teki “Erdoğan gidebilir” şartları bugün de mevcut, hatta fazlasıyla.
Buna mukabil, “Türkiye’yi dünyaya ve bölgeye istikamet veren ülke kılan Erdoğan” fikri 2023’ten de güçlü. Geride kalan bir iki sene içerisinde, senelerce süren iç savaşın ardından Suriye’de Türkiye’ye müzahir bir rejimin kurulması ve PKK’nin feshedilip silahsızlanması, Erdoğan’ı ve temsil ettiği Türkiye Yüzyılı fikrini güçlendirmiş durumda. Keza, en büyük rakibi İmamoğlu’nu oyundan düşürebilmiş, muhalefet partilerinden çok sayıda belediye başkanı ve milletvekilini partisine geçmeye “ikna edebilmiş” olması kamuoyunda ve siyasi aktörlerin pek........
