menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın Elbisesi Hazır Gelmez

16 0
05.10.2026

Barışın Elbisesi Hazır Gelmez

Barışın Elbisesi Hazır Gelmez

Silahsızlanmanın tamamlanması sağlansa bile ekonomik imkanlar, gençlerin gelecek beklentisi, eğitim, istihdam, yerel hizmetler, toplumsal temas ve ortak yaşam meselesi önümüzde durmaya devam edecek. Bu nedenle toplumsal uyumu güvenlik politikasının yan başlığı değil, sürecin asli unsurlarından biri olarak ele almak zorundayız.

Belfast’ta barış üzerine konuşurken aklımda Türkiye’deki bir soru vardı: Silahların bırakılması ile hukuki ve siyasi adımlar hangi sırayla ilerleyecek?

Kuzey İrlanda’da görüştüğümüz isimler, kendi süreçlerinde de bu sorunun kolay yanıtlanmadığını anlattı. Bir araya gelmez denilen tarafların aynı masaya oturup müzakerelerin başlaması için silahların önce bırakılmasını isteyenler vardı ya da silahların susmasıyla tümüyle kullanımdan çıkarılması arasında ayrım yapanlar da. Anlaşmaya varıldıktan sonra dahi uygulamanın nasıl ilerleyeceği ve toplumun buna nasıl ikna edileceği tartışılmaya devam etmişti.

DPI/Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün düzenlediği Belfast ve Dublin çalışma ziyaretinde o dönem farklı, hatta “düşman” taraflarda yer alan siyasetçilerle, o dönemin kadın koalisyonu temsilcileri, kadın örgütleri, sivil toplum temsilcileriyle, uzmanlarla hatta Britanya’nın paralı askeriyle bile görüştük. Bu anlatılardan Türkiye’ye hazır bir çözüm çıkaramayız. Zaten çıkarmamalıyız da.

Barış kolay bir süreç değil. Her ülke kendi tarihine, hukukuna, toplumsal yapısına ve yaralarına uygun bir yol bulmak zorunda. Türkiye de kendi üzerine oturacak barış elbisesini kendisi dikmeli. İlk şart ise bugün nerede durduğumuzu dürüstçe görmek, ölçmek, tartmak.

Silah Bırakmanın Sırası Üzerine

Adnan Boynukara, Perspektif’te yayımlanan “İpe Un Sermenin Onbir Yılı: Aynı Taktik, Yeni Şartlar” başlıklı yazısında, 2015’teki tartışmalarla örgüt yöneticilerinin bugünkü açıklamaları arasında bir benzerlik kuruyor. Değerlendirmesine göre silah bırakma kararı kabul ediliyor görünürken uygulanması yeniden birtakım koşullara bağlanıyor.

Cemil Bayık 18 Eylül’de Abdullah Öcalan özgür kalmadan yurtdışında silah bırakmayacaklarını ve Türkiye’ye dönmeyeceklerini söyledi; Duran Kalkan ise 22 Eylül’de mevcut yasanın Öcalan’ı ve bazı örgüt yöneticilerini kapsamadığını ileri sürdü. Bunlar örgüt yöneticilerinin kendi açıklamalarıdır; Türkiye’nin kabul etmesi gereken şartlar değildir. Fakat silah bırakmanın yeni koşullara bağlandığını göstermesi bakımından önemlidir.

Oysa Türkiye Büyük Millet Meclisi 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u kabul etti. Kanun, PKK/KCK’nın ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesini ve bu tespitin teyidine ilişkin Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını hukuki sonuçların uygulanması bakımından temel eşik olarak düzenliyor.

Öcalan ise 27 Şubat 2025’te örgüte silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı yaptı ardından 9 Temmuz 2025’te yayımlanan video mesajında siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inandığını söyledi. Bu nedenle bugün “Öcalan özgür kalmadan silah bırakmayız” diyenlerin, onun silahsızlanma çağrısını hangi gerekçeyle yeni koşullara bağladığını sormak meşru ve gereklidir.

Silah bırakılması her yeni açıklamayla yeniden pazarlığa açılan bir başlığa dönüşmemelidir, ilerleyen süreç çelişkili açıklamalarla sarsılmamalıdır. Başta da anlaşıldığı üzere terörün ve silahlı şiddetin sona ermesine yönelik karar bütün unsurlarıyla uygulanmalı ve kanunun öngördüğü biçimde doğrulanmalıdır.

Güvenin Ölçüsü Uygulamadır

Belfast görüşmelerinde tekrar tekrar anlaşma sonrasına döndük: Verilen taahhütleri kim izleyecek? Silahların gerçekten devreden çıktığı nasıl doğrulanacak? Toplum, sürecin ilerlediğine neye bakarak ve nasıl inanacak?

Barış süreçlerinin en kırılgan meselelerinden biri hiç kuşkusuz güven. Ama güven iyi niyet açıklamalarıyla değil; doğrulanabilir, tutarlı mekanizmalarla, hukukla ve etkili,........

© Perspektif