FÖŞ yazdı: ABD-Çin rekabeti nasıl sonlanacak?
Siz bu satırları okurken, Trump kariyerinin en gerzek kararlarından birini alıp ABD’nin dizel ihracatını yasaklamış olabilir. Bu senaryoda, dünyanın her yanında dizel fiyatları çift haneli artışlar gösterecek ve küresel enflasyon şirazesinden çıkacak. Bu örnekle başlayarak halen bize çok uzak gelen amansız ABD-Çin rekabetinin her adımda bizi nasıl etkilediğini ve rekabetin oyun sonunu anlatmak istedim.
Türkiye’nin pozisyonuna uzun uzun değinemeyeceğim, onu bir sonraki makaleye bıraktım, ama şöyle bir ipucu vereyim. En kötü senaryoda dahi, Hindistan, Brezilya, GAC gibi birçok dev Gelişmekte Olan Ülke bu rekabette tarafsız kalma lüksüne sahip olacak, ya da rekabetin getireceği ekonomik kutuplaşmanın olumsuz etkilerini asgariye indirmek için dosya bazında iki taraftan biriyle işbirliği yapacaklar. Türkiye, Rusya’yla Batı arasında bir sınır ülkesi olduğu için bu lükse sahip değil. Taraf seçmeye zorlanacağız, ya da bölgesel gücümüz azalacak ve ekonomik kalkınma iyice yavaşlayacak.
Tabii, ABD-Çin rekabeti sadece bu iki ülke arasında da değil. Çin yanına Rusya, İran ve Kuzey Kore’yi aldı bile. Stratejisi ekonomik destek vaadiyle “Bağımsız Güney’de” yeni müttefikler elde etmek. ABD’nin doğal müttefiği ise AB ve Asya’da Çin karşıtı ülkeler demeti, yani Japonya, Tayvan, G. Kore ve Avustralya. Trump şu anda bu müttefikleri kaçırmak için elinden geleni yapsa da, bu ABD politikası değil, Trump gidince, eski ittifaklar eskiye nazaran daha güçlü teşekkül edecek. Çünkü iki taraf da tek başına ötekini yenecek güç ve doğal kaynaklara/sanayi kapasitesine sahip değil.
Trump-Xi zirvesinde $60 milyarlık ticarette vergileri azaltması ve Ticaret Barışı’nı 2 ay daha uzatma gibi bir takım olumlu kararlar çıksa da, bunlar rekabetin temel ihtilaf kaynaklarına çözüm değil. Nedir temel ihtilaf? Hatırlayalım, birinci Soğuk Savaş komünizm ve kapitalizmin, ya da Amerikan tabiriyle demokrasinin mücadelesiydi. İki taraf da birbirini varoluşsal düşman olarak tanımlıyordu, bu kez de mesele aynı. ABD fırsat verilirse, Çin’in onu Asya-Pasifik’ten kovacağını ve ekonomisini boğacak ölçüde endüstriyel gücünü geliştireceğine inanıyor. Çin ise ihracat özgürlüğünü kaybedip, Güney Çin Denizi’ne kıstırılmış bir kara gücüne dönüşmekten.
Bu rekabet alıştığımız anlamda bir sıcak savaşa dönüşmez, eğer Xi Jinping Tayvan’ı ilhak etmek gibi bir aptallığa kapılmazsa tabii. Velakin ticaret, finans, teknoloji boyutlarında........
