İlk ülkücüler Atatürk'ü nasıl gördü: Türkeş ve Atsız'ın ortak noktası
Milliyetçi – ülkücülerin ilk liderleri, Atatürk’ü nasıl görürdü? Bugün durum ne? Ülkücülerin geçmişte ve bugün Türklük tanımı nasıldır? Dünya dillerindeki Türkçe köklerle ilgili çalışmalarımız geliştikçe, giderek daha çok bilindikçe şöyle sorularla daha çok karşılaşıyorum: Ülkücüler, milliyetçiler bu çalışmalara ne kadar ilgi gösteriyor? Hemen cevap vereyim: Ülkücü çevrelerden birçok insan bu çalışmalara ilgi ve sempati gösteriyor. Ancak bir kalabalık veya güç oluşturmuyorlar. Çünkü ülkücü liderlerin konuya ilgisi sıfır düzeyinde. Hatta örtük biçimde bu davaya karşıtlar. Bu neden? Önce Atatürk’ü ve çalışmalarını sevmeyen Nihal Atsız’la başlayalım, sonra Atatürk’ü çok seven Alparslan Türkeş’le devam edelim. Zeki Velidi Togan’a değinelim. Kısaca bugünden bahsedelim.
Türk milliyetçiliğinin ve ülkücülüğün ilk önderlerinden kabul edilen, bir döneme damga vurmuş, bugün de etkileri devam eden bir düşünür ve siyasi lider... Politik yaşamının ilk yıllarında Atatürk’ü bolca öven ifadeleri olmuşsa da Atatürk’ün ölümünden sonra giderek şiddeti artan bir dozda Atatürk karşıtı haline geldiği görülüyor. Atatürk’e yaklaşımını en kısa şu sözleri özetliyor: “Gazi Mustafa Kemal’i tebcil ederim (yüceltirim, ulularım) ama cumhurbaşkanı Atatürk’ü beğenmiyor ve sevmiyorum."
Atatürk’ü ülkeyi kurtaran bir askeri deha olarak yücelten Atsız onun ülkeyi yönetme tarzını ise hiç beğenmez. Hatta “eleştirileri” hem Atatürk hem de İnönü için hakaret boyutuna varır. Bazı yerlerde yayımlanmış bu ifadeleri burada tekrarlamayalım.
Atsız’a göre Türk olmanın ilk ve en önemli şartı Türk soyundan gelmektir. Atsız, "Türk olmak için mutlaka Türk kanı taşımak lazımdır" diyerek biyolojik bağı merkeze koyar. Kendisini Türk hisseden ancak soyunda yabancılık (özellikle Türk düşmanı milletlerin kanı) bulunan kişileri Türk olarak kabul etmez. Sadece kan bağı da yetmez; kişinin Türk kültürünü yaşaması, Türk dilini konuşması ve ruhuyla kendisini Türk milletine adaması gerekir. Ancak bu kültürel şart, biyolojik şartın önüne geçemez. İslam’ı öne çıkarmak, Türk-İslam sentezi ona göre milliyetçiliği sulandırır. Atsız katı yaklaşımını gelen sert eleştiriler üzerine kısmen yumuşatmış kan olarak tam Türk olmadığını varsaydığı Yıldırım Bayazıd ve Mehmet Akif gibi milli kahramanları Türk kabul etmiştir. Üç nesilden beri soyca Türk olmak gibi kurallar geliştirmiştir. Nihal Atsız, Atatürk’ün öteki bazı devrimlerine karşı olmanın çok ötesinde Türk Dil Tezine, Güneş-Dil Kuramına, Türk Tarih Tezine şiddetle karşı çıkmıştır.
Dolayısıyla Sümerlerin, Etilerin, Etrüsklerin, İskitlerin Ön-Türk veya Türk olduğu iddialarıyla alay edenler kervanına katılmıştır. Oysa Atatürk bu tezleri kafasından uydurmamıştı. 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına dek........
