menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Neoliberalizmin haber prensesi veda ediyor

18 0
yesterday

CNN’den ayrılacağını açıklayan Christiane Amanpour, veda mesajında hakikatten yana olma çağrısı yaptı. Irak işgalindeki yayınları, sonradan dile getirdiği otosansür eleştirisi ve Amerikan dış politikasının eski sözcüsü James Rubin’le ortak programı, neoliberal düzenin ünlü ekran yüzünün gazeteciliğini yeniden tartışmaya açıyor.

CNN’in uluslararası haberlerdeki en tanınmış isimlerinden Christiane Amanpour, 19 Ekim’de yaptığı açıklamayla kanaldan ayrılacağını duyurdu. Günlük CNN ve PBS programlarını 2026 sonunda bitirecek olan Amanpour, CNN’deki yayınını 2027 başında haftalığa indirecek. Programı Mayıs ayında sona erecek, kurumdan ayrılığı Haziran ayında tamamlanacak.

Amanpour vedasında “Her zaman hakikatten yana olun, tarafsız olmayın.” ifadelerini vurguluyor. Şimdi buna yakından bakalım:

Irak işgali ve savaşın başlangıcında Pentagon’la geliştirilen muhabirlik sisteminin sağladığı imkânları anlatan Amanpour, altı ay sonra kendi kanalı dahil Amerikan televizyonlarının siyasi baskı ve otosansür altında çalıştığını söylüyordu.

Eleştirilerin odağında ise Amanpour’un temsil ettiği gazetecilik anlayışı var. ABD öncülüğündeki dünya düzeninin demokrasi ve özgürlük vaatleriyle sunulması, askeri müdahalelerin bu vaatler üzerinden tartışılması, haberin merkezine Batılı başkentlerin yerleşmesi…

Bu açıdan bakıldığında, Amanpour’un sahada gösterdiği cesaretin yanında, o sahaya asker gönderen güçlere karşı koruduğu mesafe de önem kazanıyor.

PENTAGON’LA GELİŞTİRİLEN HABERCİLİK DÜZENİ

Irak işgalinin başladığı 20 Mart 2003 tarihli CNN yayınında Wolf Blitzer ve Amanpour, Amerikan birliklerine iliştirilen muhabirlerin sağladığı erişimi değerlendirdi.

Amanpour, önceki Körfez Savaşı’nda ağır sansür nedeniyle sahaya yeterince yaklaşılamadığını, Afganistan’da da askeri operasyonların doğrudan izlenmesinin sınırlı kaldığını söyledi. Haber kuruluşlarının yöneticilerinin daha iyi bir yöntem geliştirmek için Pentagon’la çalıştığını belirtti.

Yeni sistem sayesinde savaşın ilk aşamasında önceki çatışmalara kıyasla daha fazlasını görebildiklerini ifade etti.

‘İliştirilmiş gazetecilik’ olarak bilinen uygulamada muhabirler, askeri birliklerle birlikte ilerliyor; ulaşım ve güvenlik bakımından orduya bağlı çalışıyordu. Cepheye erişim sağlayan bu düzen, gazetecinin hareket alanını da birlikte bulunduğu ordunun güzergâhıyla sınırlıyordu.

Dolayısıyla ekrana taşınan savaşın hangi taraftan görüldüğü önem taşıyordu. Amerikan askerlerinin ilerleyişini yakından izlemek, işgal edilen ülkenin sivillerine aynı yakınlıkta ulaşmayı kendiliğinden sağlamıyordu.

ALTI AY SONRA OTOSANSÜR ELEŞTİRİSİ

Amanpour, 2003’ün Eylül ayında Amerikan........

© OdaTV