İdareten kurulan şehir sele teslim: Vitruvius kızgın
İstanbul gibi metropollerde şiddetli yağış sonrası bildik görüntüler görüyoruz: Suyun içinde kalmış otomobiller, akıntıda kalan insanlar, kovayla boşaltılan evler. Ekranın bir köşesinde de kaç yıllık rekor kırıldığı, bir ayın yağmurunun kaç saatte yağdığını okuyoruz.
Yağışın şiddeti elbette önemli. Bir de o suyun düştüğü şehre bakmak lazım. Dere yataklarının üzerinde ne var, toprağın ne kadarı asfaltla kaplı, yeni binalarla büyüyen mahallenin altyapısı kaç yıl öncesinden kalma…
Bu soruların hepsi, şehir planlaması denen alanın içinde. Nerede ev yapılacağından hangi arazinin boş bırakılacağına, yolun güzergâhından yağmur suyunun tahliyesine kadar, milyonlarca insanın hayatına dokunan kararlar bu mesleğin uzmanlığı…
İnsanlığın bu konudaki birikimi ise binlerce yıllık; Antik kentleri kuranların da gündemindeydi..
RÜZGARI HESABA KATAN MİMAR
Antik Yunan dünyasında karşımıza Anadolu’dan bir isim çıkıyor: Miletli Hippodamos. MÖ beşinci yüzyılda yaşamış. Adı, birbirini dik kesen sokaklardan oluşan kent düzeniyle anılıyor. Aristoteles, Politika’da onun kentleri yapı adalarına ayırmasından ve Pire’nin düzenlenmesindeki rolünden söz etmiş. Hippodamos’un ilgisi sokakların biçimini de aşmış; insanların nasıl bir toplumsal düzen içinde yaşayacağını düşünmüş.
Ardından Romalı mimar Vitruvius geliyor…
Bazı kaynaklarda şehir planlamasının kurucusu olarak karşımıza çıkar Vitruvius. Oysa kendisinden çok önce kurulmuş planlı kentler var. Vitruvius’un büyük katkısı, mimarlık ve şehircilik bilgisini sistemli biçimde yazıya geçirmesi oldu.
'Mimarlık Üzerine On Kitap' adlı eserinde yerleşmenin kurulacağı alanı, sağlığı, rüzgârları, sokakların yönünü ve kamusal yapıların yerini birlikte ele aldı. Bir sokağın hangi yönde açılacağına karar verirken orada yaşayacak insanın sağlığını da hesaba kattı.
Yaklaşık iki bin yıl önce yazılmış bir metinden söz ediyoruz…
Bu dünyanın taşta, sokakta, evde kalan karşılığı için Pompeii ve Herculaneum’a bakmak yeterli. MS 79’da Vezüv’ün patlamasıyla gömülen iki kentte, kazılarla ortaya çıkarılan hamamlar, ticaret alanları, meydanlar ve döşeli sokaklar var. İnsanların alışveriş yaptığı, buluştuğu, yıkandığı ve yaşadığı yerler aynı düzenin parçaları.
Elbette Roma kentlerinin de sorunları vardı. Yine de kalıntılar, ortak yaşamın ihtiyaçlarına ne kadar erken tarihlerde kafa yorulduğunu gösteriyor. Müzelerde hayranlıkla baktığımız o taşların bir kısmı, zamanında gündelik hayatı kolaylaştırmak için yerleştirilmişti.
GÖÇEBELİKTEN KALMA ALIŞKANLIKLAR
Şehir planlama,........
