menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zihin Savaş Alanı – (1)

33 0
08.08.2026

MKUltra’dan yapay zekâ çağına insan bilincinin mücadelesi 

“Dünyanın gelecekteki savaş alanı insan bilinci olacak.” Dan Brown’ın Sırların Sırrı  romanındaki bu cümle ilk bakışta kurgu gibi görülebilir. Ancak Soğuk Savaş yıllarında  yürütülen bazı gizli istihbarat programları, insan zihninin gerçekten de devletlerin ilgi alanına  girdiğini gösteriyor. Komplo teorilerinden değil, yıllar sonra resmi belgelerle doğrulanan  operasyonlardan söz ediyorum. 

Dan Browvn’ın « Sırların Sırrı » kitabında, Noetik bilimci Dr Katherine Solomon  insan bilincinin doğasına dair şaşırtıcı keşiflerin anlatıldığı, yüzyıllardır süregelen inançları  altüst edebilecek bir kitap yayınlamak üzeredir. Katherine ve arkadaşı simgebilim profesörü  Robert Longdon ile kendilerini bir cinayetin ve kaosun ortasında bulurlar. Prag’dan Londra ve  New York’a uzanan olaylar ağında karanlık bir yapının hedefi olurlar. Katherine neden  CIA’nin hedefi haline gelmiştir ve CIA neden Katherine’nin kitabını yok etmiştir? Katherine  olanları anlamakta zorlansa da olayların izleri onu CIA’nin laboratuvarlarına götürecektir.  CIA, insan zihni üzerinde korkunç deneyler yapmaktadır. Denek olarak kullanılan kişilerin ise  bundan haberi bile yoktur. Amerikan İstihbarat teşkilatı büyük bir suç işlemektedir.  

Roman bu olaylar silsilesinde ilerken bize etik ve hukuk arasındaki ilişkiyi  sorgulamayı teşvik eder. Devletler ulusal güvenlik adına nereye kadar gidebilir Bir insanın  rızası olmadan zihnini etkileyen maddeler kullanılması yalnızca etik bir sorun mudur, yoksa  hukuk devletinin temel ilkelerinin ihlali midir ? CIA’nin ve diğer istihbarat kuruluşlarının  insanları rızaları dışında denek olarak kullandığı deneyler, Nürnberg Kodu’nun (1947) ortaya  koyduğu temel etik ilkelerle açıkça çatışıyordu. Peki devletler ulusal güvenlik gerekçesiyle  bireyin rızasını yok saydığında bunun sınırı nerede çizilmelidir? Tabi bu noktada demokrasiyi  ve evrensel insan haklarını da tartışmamız gerekiyor. 

Romanın kurduğu bu karanlık dünya kurguya ait. Ancak hikâyenin insan zihnini  devletlerin müdahale alanı hâline getiren kısmı, tarihten tamamen kopuk değil. CIA tarafından  yürütülen bazı gizli programların varlığı, yıllar sonra kamuoyuna açıklanan belgeler ve ABD  Senatosu soruşturmalarıyla ortaya çıktı. Komplo teorisi olarak görülen bazı iddiaların  arkasında gerçekten belgelenmiş operasyonlar vardı. Dan........

© Nokta Haber Yorum