Masada Mısır, Kasada Katar’ın Olmadığı bir Antlaşma
Geçen haftanın gündeminde 7 Ağustos’da Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin imzaladığı antlaşma haberi vardı. Adının başında “stratejik” sıfatı olmasa bile, Türkiye için stratejik öneme sahip NATO antlaşmasını ve özellikle 5. maddesini hatırlatan antlaşma üç ülkenin birine yapılacak bir saldırının üçüne birden yapılmış sayılacağını öngördüğünden, özellikle Hindistan ve İran’a gözdağı niteliğinde olduğu düşünüldü. Ama hipotetik olarak Türkiye’ye Yunanistan veya bir başka ülke saldırırsa, Pakistan’ın ve özellikle Suudi Arabistan’ın ne yapacağının bir garantisi olup olmadığı anlaşılamadı. İran’ı dize getirmek için aba altından gösterilen bu yeni sopa, aynı tarihe isabet ettiği için 12 maddelik “Terörsüz Türkiye” çerçeve yasa taslağının gölgesinde kaldı. Eleştirildiğinde, NATO’yu çağrıştırdığı iddiası yalanlandı. Tamamen savunma amaçlı olduğu ve hiç bir ülkeyi hedef almadığı açıklandı. Ama antlaşma Suudi Aramco tesislerine Husi saldırılarını durduramadığı gibi, Hindistan, Türkiye ve Suudi Arabistan’a turizm amaçlı gezileri yasaklayıverdi. Demek ki muhatapları caydırmaya yetmedi. Hatta ipleri daha da gerdiği anlaşılıyor. Tabii bu arada pek de üzerinde durulmayan önemli bir ayrıntı, bölgedeki iki başat aktör olan Mısır ve Katar’ın neden anlaşmaya taraf olmadığı.
Eksik Destekli bir Ortak Savunma Anlaşması
Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif tarafından imzalanan “Mekke Ortak Savunma” Antlaşmasının Katar tarafından düzenlendiği yapılan açıklamalar arasında. Pakistan savaş sürecinin başından beri arabulucu koltuğunda oldu. Bu hizmetinin karşılığında Mekke antlaşmasıyla ebedi düşmanı Hindistan’a karşı, kendine bir güvenlik şemsiyesi çıkarmak istemesi belki anlaşılabilir. ABD ve İran arasındaki çatışmaların Suudi Arabistan'a sıçramaması ve petrol sevkiyatını daha da fazla durdurmaması Katar için de önemli. Ancak Katar, İran........
