menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasi yoksa ilkeli gazetecilik olamaz mı?

13 0
18.05.2026

    Kemal T. adıyla mail gönderen bir okur, “Demokrasinin olmadığı yerde gazetecilik ilkeleri de olamaz” diyerek eleştirdi beni:

   “Hâlâ anlayamadınız! İslamcılar demokrasi tramvayından indi. Demokrasiyi rafa kaldırdılar. CHP'ye karşı savaş hukuku uyguluyorlar! Ve siz hâlâ gazetecilik ilkeleri ‘falan’ diyorsunuz. Siz hâlâ sanki demokratik bir rejimde yaşıyormuşuz gibi anlamsız yazılar yazıyorsunuz.”

     Böyle düşünen başkaları da olabilir, anlatayım. Ben okurun savunduğunun aksine, gazetecilik ilkelerinin her zaman gerekli ve geçerli olduğuna, hatta demokrasinin bugünkü gibi ağır saldırı altında olduğu koşullarda daha da büyük önem kazandığına inanıyorum.

    İlkeli gazetecilik iyi gazeteciliktir bana göre. İyi gazetecilik de insanları doğru, eksiksiz bilgilendirir. Gerçeği bilen insanlar, demokrasi ve özgürlük için mücadele edebilir. O yüzden de demokrasi ve özgürlüklere düşman olanlar aynı zamanda gerçeğin de düşmanıdırlar; ilkeli gazetecilik değil, yandaş gazetecilik isterler; gazeteciliği kontrol altına almaya çalışırlar.

   Siyaset bilimci Prof. Dr. Murat Somer de sosyal medyada “Doğru bilgilenen halk demokrasiyi ve hukuk devletini seçecektir” diyerek tam da bu noktaya dikkat çekiyordu:

   “Bunu söylersek muhalefeti yaralar, muhalif seçmeni ümitsizliğe sevk eder’ kaygısı demokrasiye ve muhalefete iyilik yapmıyor.”

   İşte benim çabam da bu. Gazetecilerin görevi, insanları doğru ve eksiksiz bilgilendirmektir. İyi gazeteci, yazdığının, söylediğinin kimin hoşuna gidip gitmeyeceğine bakmaz. İyi gazetecilik için de eleştiri ve özeleştiri şarttır.

      Fuat Oktay’a sorulamadı

   “Casus” olmakla suçlanan Hüseyin Gün’ün, 2017 yılında dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay’dan lobi faaliyetlerinde devleti temsil için “yetki belgesi” aldığı sözleri duruşmalardaki en çarpıcı gelişmeydi.

   Gazetecilik ilkeleri, yargılamalarda sadece iddianın değil, savunmanın da adil ve dengeli biçimde yayımlanmasını öngörür. Ancak Hürriyet, Sabah ve Yeni Şafak gibi iktidar mecraları, davaya ilişkin haberlerinde Hüseyin Gün’ün savunmasını yok saydılar.

    Hatta 12 Mayıs’ta TBMM’deki görüşmelerde İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, konuyu Hüseyin Gün’ün sözünü ettiği belgeye getirerek, “Dün devlet adına çalışan bir kişi bugün nasıl bir anda casus ilan ediliyor?” diye sordu. Türkoğlu’ndan sonra kürsüye gelen Mustafa Arslan, “Bir şahsın geçmişte belli görevlerde bulunmuş olması ona bağışıklık sağlamaz” dedi. Fakat CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bu sözleri “Hüseyin Gün’ün devlet adına çalıştığının kabulü olarak” değerlendirince de Arslan, “Kesinlikle onun devlet görevlisi olduğuna dair emare yok, kabul etmiyoruz” diye itiraz etti.

      TBMM’deki bu tartışma da iktidar medyasında haber olmadı, üzeri örtüldü. Aradan günler geçmesine rağmen açıklama yapılmadı. Oysa Fuat Oktay, halen milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı. Oktay, geçen hafta da komisyon toplantısına başkanlık yaptı, ama hiçbir gazeteci ona bu belgeyi soramadı. Meclis’te onca gazetecinin arasındaki bir milletvekiline Tele1’e el konulmasına yol açan bir davayla ilgili soru sorulamıyor olması hem gazetecilik olanaklarının daralmasının hem de habercilik reflekslerinin zayıflamasının işareti olsa gerek.

      Çakarlı araç ayrıcalığı

     “Ulan it topuk takımı”! Akşam gazetesi Ankara Temsilcisi Emin Pazarcı’nın, kızı Begüm Ece Pazarcı’nın çakarlı bir araçta çektiği görüntüsünü sosyal medyada paylaşmasına yönelik tepkilere yanıtı böyle........

© Muhalif