Gerçekten Sorun Oyunlarda mı?
“Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybedenlere rahmet yaralılara acil şifalar dilerim”
Toplumda ne zaman bir şiddet olayı veya trajik bir suç yaşansa, siyasilerin, medyanın ve ebeveynlerin ilk hedefi genellikle şiddet içerikli video oyunları olur. Bu oyunların gençleri birer "suç makinesine" dönüştürdüğü iddia edilir ve oyunlar kolaya kaçılan bir "siyasi oyalama taktiği" olarak kullanılır. Peki, iğneyi kendimize batırıp evlerimizin baş köşesine kurduğumuz televizyon ekranlarına baktığımızda asıl tehlikenin nerede olduğunu göremiyor muyuz? Her akşam ailecek izlenen, milyonları ekrana kilitleyen mafya ve şiddet temalı yerli dizilerdeki tablo ortadayken, gerçekten sorun oyunlarda mı?
Oyunlar Sadece Bir "Katalizör" Bilimsel araştırmalar, video oyunları ile gerçek dünyadaki şiddet suçları arasında doğrudan bir nedensellik kurmanın oldukça zor olduğunu göstermektedir. Hatta istatistiklere göre, şiddet içerikli oyun satışlarının tüm dünyada rekor kırdığı dönemlerde gençlik suçlarında tam aksine ciddi düşüşler yaşanmıştır. Şiddeti açıklamada kullanılan "Katalizör Model"e göre, şiddet suçlarının asıl nedeni biyolojik yatkınlıklar ve aile içi şiddete maruz kalmaktır; video oyunları ise kişiyi suça itmez, sadece zaten suça meyilli bireyler için bir "biçimsel katalizör" işlevi görür. Üstelik oyuncuları ekran başında agresifleştiren şey kurgusal kan veya silahlar değil, oyunun zorluğu karşısında yaşanan engellenme ve kaybetmenin yarattığı rekabet duygusudur.
Asıl Suç Mahalli: Oturma Odalarımız Oyunları eleştirirken Türkiye'deki televizyon izleme alışkanlıklarına ve akşam kuşağı dizilerine bakmak, meselenin vahametini açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye'de nüfusun s'ü düzenli olarak televizyondan dizi veya film izlemektedir. Yapılan kapsamlı içerik analizlerine göre, incelenen 84 prime-time dizi bölümünün ,8'inde psikolojik, ,6'sında ise fiziksel şiddet bulunduğu tespit........
