menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MEKKE ANLAŞMASI: JEOPOLİTİK BİR FIRSAT MI, YOKSA İNCE BİR TUZAK MI?

10 0
10.08.2026

MEKKE ANLAŞMASI: JEOPOLİTİK BİR FIRSAT MI, YOKSA İNCE BİR TUZAK MI?

​Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, bölgesel statükoyu derinden sarsacak bir potansiyele sahiptir. Anlaşmanın adında “Mekke” ibaresinin yer alması, ona peşinen kutsiyet kazandırmadığı gibi, taşıdığı derin jeopolitik riskleri ve barındırdığı muazzam fırsatları görmezden gelmemizi de gerektirmez. Bugün rasyonel bir analiz, bu ittifakın arkasındaki küresel senaryoları ve bölgesel gerçekleri tüm yönleriyle masaya yatırmayı zorunlu kılmaktadır.

​Madalyonun ilk yüzü, bu hamleyi Washington ve Tel Aviv’in çıkarlarına hizmet eden bir “taşeronluk” projesi olarak okuyan şüpheci yaklaşımdır. İbrahim Anlaşmalarıyla İsrail ile örtülü bir entegrasyon sürecine giren Suudi Arabistan’ın güvenliğini sağlama misyonu, Ankara ve İslamabad’a ciro ediliyor olabilir mi?

Ekonomik darboğazdan geçen Türkiye’nin, dış borç ve finansman arayışları nedeniyle bu denkleme itildiği tezi göz ardı edilemez. Küresel güçlerin niyetinin, zamanla Mısır ve Katar gibi aktörleri de bu yapıya eklemleyerek İran’ı dört bir taraftan kuşatmak ve cepheyi genişletmek olduğu aşikârdır. Türkiye’nin bu noktada düşebileceği en büyük hata, Batı’nın kurguladığı bir mezhep savaşı veya İran’ı çevreleme stratejisinin askeri koçbaşı haline gelmektir. Komşularla kadim ilişkileri bozacak ve kuvveti dağıtacak bir macera, Türkiye için stratejik bir yıkım olur.

​Tam da bu noktada, tarihin derinliklerinden süzülen çok kritik bir diplomasi dersini, adeta bir turnusol kağıdı gibi bu anlaşmanın üzerine koyup........

© Mir'at Haber