menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

VAHDETTİN VATAN SEVER BİR KAHRAMANDI (I)

23 115
19.05.2026

Gelin bugün tarihin tozlu rafları arasında küçük bir gezinti yapalım…

İdeoloji simsarlığı yapmadan…

İşin gerçeği, yapacağımız bu  küçük tarihi yolculukta, kozmik bir labirentin içinde yer alacağımızı da biliyorum ya… Olsun!

Aslında Vahdettin, iki arada bir derede kalmış bir padişah…

Kimilerine göre, İstiklal savaşının gerçek planlayıcısı ve örganizatörü… Kimilerine göre de İngiliz Malaya gemisine binerek kaçan bir hain…

Vahdettine hain yaftasını yapıştıranların; Vahdettin’in çok sevdiği atlarını satarak Mustafa Kemal’i Samsuna’a görevlendirdiğini kabul etmeyenlerin, bizlere açık ve net bir şekilde vermesi gereken iki cevapları var…

1-Dünyaya bir dönem damga vurmuş ve süper güç olmuş Osmanlı dönemi gibi bir dönemi kapatmış ve Cumhuriyetimizin kurulmasına vesile olmuş, tarihe tanıklık edecek olan BANDIRMA VAPURU nerede veya bu vapura ne oldu?

2-Bandırma vapurunun seyir defteri nerede?

Dedik ya kozmik bir labirent içinde yol alacağız diye…

Bu iki sorunun cevabını bilmeyen ve veremeyen insanların, bu yazıyı eleştirme hakkının da olmadığı kanaatindeyim…

Zira Mustafa Kemal Paşa’dan önce yine Vahdettin tarafından Trabzon’a gönderilen ve milli mücadelenin başlangıcı için stratejik adımlar atan Kazım Karabekir paşanın 1931 yılında yayınladığı hatıralarının tümünü okuma şansımız da yok… Çünkü bu hatıra kitabı, okuduklarımı yanlış hatırlamıyorsam 1931 yılında toplatıldı ve yakıldı…

Sahi bu arada Latife Hanımın tuttuğu günlüklere ne oldu? Onlara da erişme şansımız yok maalesef…

Şunu peşinen ifade  edelim ki, Vahdettin’i haklı çıkararak Mustafa Kemal’i haksız, birilerinin yaptığı gibi de Mustafa Kemal’i haklı çıkararak Vahdettin’i haksız çıkarmak gibi bir derdim de yok… Tarihi seyir içinde olayları bütününden kopartmadan ele almak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Devletinin bir bakiyesi olduğunu ve TBMM’in de çıkarılan ilk kanunun da Meclisi Mebusandan kalma vergi kanunu olduğu bilinciyle gerçeklere parmak basmak gibi bir derdim var…

Öyle zannedildiği gibi Osmanlı, 1kg. şeker bile üretemeyen bir devlet değildi. Osmanlı, gittiği yerlere adalet........

© Mir'at Haber