DİJİTAL ÇAĞDA KUR’AN VE TEFSİR
DİJİTAL ÇAĞDA KUR’AN VE TEFSİR
Prof. Dr. Celal Kırca
İlahiyat fakültelerinde oluşan ve gelişen güzel bir gelenek var. Bu gelenek de genellikle her yıl yapılan Ana Bilim Dalları toplantılarıdır. Bunlardan biri de Tefsir Ana Bilim Dalı toplantısıdır. Bu toplantının 18.cisi, Kütahya’da 24-26 Nisan 2026 tarihlerinde Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı’nın organizatörlüğünde yapıldı.
Bu toplantıya katılmak üzere Kayseri’den Kütahya’ya gitmek üzere 23 Nisan Perşembe günü sabahı , M. Kemal Atik ile birlikte yola koyulduk ve 9 saatlik bir yolculuktan sonra Kütahya’ ya varabildik. Kütahya’da bu toplantıyı özveri ile organize eden ve “Atom karınca” gibi çalışan dekan yardımcısı Doç. Dr. Sümeyye Sevinç Hanım bizi karşıladı ve kalacağımız Konuk Evi’ne kadar da bize refakat etti. Toplantı süresince gösterdiği performansla da “Atom karınca” lakabını hak ettiğini ispatladı.
Bu toplantıların iki önemli amacı bulunuyor. Bunlardan birincisi, gönül dostlarımızla bir araya gelmek, hasret gidermek, yaşlı nesille genç nesli bir araya getirmek, tecrübe ve deneyimlerin aktarılmasını sağlamak. Dolayısıyla bu toplantılarda kimin tarafından söylediği bilinmeyen “Gönül ne kahve ister, ne kahvehane; gönül sohbet ister kahve bahane” sözüne uygun olarak katılımcılar, gönül dostları ile sohbet etmenin mutluluğunu ve huzurunu yaşarlar.
İkinci amacı ise tefsirin mevcut sorunlarını gündeme taşıyarak çözüm yollarını aramak ve görüş alışverişlerinde bulunmaktır.
Bu seneki toplantının konusu, “Dijital Çağda Kur’an ve Tefsir: İmkânlar-Sınırlar-Sorunlar” idi. Toplantı cuma günü 14.30’dabaşladı. Açılışta Vali Musa Işın; Üniversite Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ; İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Yalçın ve bir de değerli bilim insanı Prof. Dr. Salih Tuğ vardı. Salih Tuğ’ u ilk defa talebe iken İstanbul Fen-Edebiyat Fakültesi’nde Muhammed Hamidullah Bey’in 1960 ve 1970’li yıllarda verdiği konferansları dinlemeye gittiğimde onun mütercimliğini yapan biri olarak tanımıştım. Diğer mütercimi ise Yusuf Ziya Kavakçı idi. Çok sonraları, bunlardan önce Fuat Sezgin’in de Muhammed Hamidullah’a tercümanlık yaptığını öğrenmiştim.
Ben İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsünde talebe iken Salih Tuğ da 1969-1970 yılları arasında enstitüye müdür olarak tayin edilmişti, bu vesile ile onu yakından tanıma imkânı da bulmuştum. İlmî kişiliği, mütevazılığı, kibarlığı ve zarafetiyle bizlere örnek olmuştu. Yurt binasında asla yapmamamız gereken bir davranışa şahit olmuş ve odamıza gelerek bizi nazik bir üslupla ikaz etmiş ve onurumuzu kıracak bir söz de söylememişti. Onun bu tavrını asla unutmadım. Salih Tuğ, daha sonra 1982 yılında bu kurumun, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne dönüşme sürecinde kurucu dekanı olarak da görev yaptı.
Ayrıca Sahih Tuğ’ un, Rektör Beyin kayınpederi olduğunu; dolayısıyla 96 yaşına (1930 doğumlu) ulaşmış bir bilim adamının, Kütahya’da Tefsir Anabilim Dalına ait bir toplantının açılışında bulunuşunun da sebebini de bu vesileyle öğrenmiş oldum. Cumartesi günü öğle arası Rektör Bey’in talebi üzerine bir gurup arkadaş, Salih Bey’i rektörlük konutunda ziyaret ettik. Bu ziyaretten onun ziyadesiyle memnun kaldığını söylemeliyim. Salih Bey’in, yaşlı olmasına rağmen bizleri ayakta karşılaması, nezaket ve zarafetinden bir şey kaybetmediğini gösteriyordu.
Rektör........
