ÖLÜMLÜ İLAHLARIN GÖLGESİNDE ADALET ARAYIŞI: SİYASÎ TEOLOJİ, İSTİSNA HÂLİ VE TÜRKİYE’DE DEVLETİN SINIRLARI
ÖLÜMLÜ İLAHLARIN GÖLGESİNDE ADALET ARAYIŞI: SİYASÎ TEOLOJİ, İSTİSNA HÂLİ VE TÜRKİYE’DE DEVLETİN SINIRLARI
Mirat-Haber yazarı Sayın Yakup Döğer, 15 Ekim 2026 tarihli “Ölümlü Bir İlah Olarak Modern Devlet: Laik ve Seküler İktidarların Mutlak Gücü” başlıklı ufuk açıcı yazısında, modernleşme dalgasıyla birlikte küresel siyaset sahnesinde yaşanan paradigma değişimini son derece berrak bir biçimde gözler önüne seriyor.
https://www.mirathaber.com/olumlu-bir-ilah-olarak-modern-devlet-laik-ve-sekuler-iktidarlarin-mutlak-gucu/
Döğer’in de isabetle vurguladığı üzere; meşruiyetini geleneksel değerlerden veya kutsal metinlerden alan yönetim yapıları yerini seküler ulus-devlet modeline bırakırken, iktidar, yalnızca rasyonel bir çizgiye çekilmemiş; aksine geleneksel bağlarından kopan modern devletler kendilerini yeryüzünün yeni ve ölümlü ilahları olarak inşa etmiştir. Semavî dinlerin Tanrı’ya atfettiği mutlak egemenlik, kural koyma ve yargılama yetkilerini kendi kurumsal kimliğinde toplayan bu yeni aygıt, insanlığı aşkın bir Tanrı’nın otoritesinden kurtarma iddiasıyla yola çıkıp, her an her yerde hazır ve nazır olan bürokratik bir mekanizmanın cenderesine itmiştir. Döğer’in işaret ettiği bu acı gerçeklik, modern siyaset felsefesinin ve anayasa hukukunun en temel sorun alanlarından birine temas etmektedir: İktidarın sınır tanımayan bu “ilahlaşma” eğilimi, pratik sahada kendisini nasıl meşrulaştırmaktadır?
İstisna Hâli ve Sınırsız İktidarın Meşrulaştırılması
Devletin bürokratik bir ilah gibi hareket etmesinin en somut mekanizması, Alman siyaset teorisyeni Carl Schmitt’in (1888-1985) kavramsallaştırdığı “İstisna Hâli” olgusunda saklıdır. 20. yüzyılın en etkili ve tartışmalı anayasa hukukçularından biri de olan Schmitt, egemenliği tam da bu noktada tanımlar: “Egemen, istisna hâline karar verendir.” Kriz, savaş veya toplumsal çalkantı anlarında mevcut hukuk düzenini askıya alma, kanunların ne zaman ve kimin için işleyeceğine tek başına karar verme yetkisi; dinî literatürdeki “ilâhî kudret” kavramının sekülerleşmiş bir yansımasından başka bir şey değildir.
Resim: Carl Schmitt, ‘istisna hâli’ ve ‘siyasî teoloji’ kavramlarıyla 20. yüzyıl siyaset felsefesi ile anayasa hukukunu derinden etkilemiş Alman bir hukukçudur. Devleti ve egemenliği olağan hukuk kurallarıyla değil, kriz anlarında hukuku askıya alma yetkisiyle tanımlayarak, modern iktidarın sınırlarına dair en sarsıcı tartışmaları başlatmıştır.
Olağanüstü durumlarda hukuku devre dışı bırakan devlet, kendi sınırları içinde sorgulanamaz ve yargılanamaz bir........
