menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KUR’AN’DA LAFIZ veya DEYİM OLARAK KELİME

28 5
18.02.2026

KUR’AN’DA LAFIZ veya DEYİM OLARAK KELİME  

Kelime kavramı Kur’an’da birleşik veya deyim olarak farklı anlamda kullanılmaktadır. Mesela;

1- “Kelimetullah-Allah’ın kelimesi” şeklinde gelen terkibin  Tevhid Kelimesi anlamında kullanıldığı görüşü var.

“Ve Allah’ın sözü (Tevhid kelimesi) işte asıl üstün olan odur.” (Tevbe 9/40)

Allah, inanmayanların kelimesini (sözünü, iddialarını) alçaltır, ona hiç bir değer vermez.

Tefsircilere göre İbrahim 14/24üncü âyetinde geçen “kelimetün tayyibetün-güzel kelime” Tevhid Kelimesi, “şecer-i tayyibe-güzel ağaç” ise mü’mindir.

Mü’minin kalbinde kökleşen Tevhid Kelimesi, sâlih amel şeklinde, tıpkı ağacın dalları gibi ortaya çıkmaktadır.

Yine Fâtır 35/10’da geçen “el-kelimetü’t-tayyib-güzel söz”,

Zuhruf 43/28’de geçen “kelimetün bakiyyetün-kalıcı söz”,

Fetih 48/26’da geçen ‘”kelimetü’t-takva-takva kelimesi”

ve şu âyette geçen “Ehl-i kitap ile aramızdaki ortak kelime” ‘Tevhid Kelimesi’ veya sâlih amel olarak anlaşılmıştır. (Mesela, Süleyman b. Mukâtil, Tefsir, 3/73, 189, 253. Taberî, Câmiu’l-Beyân, 10/399, 11/179, 365)

“De ki ey Kitap ehli! Bizim ve sizin aranızda ortak olan ‘Kelime’ye gelin. Yalnız Allah’a kulluk edelim, Ona hiç bir şeyi ortak koşmayalım; birimiz diğerini Allah’tan başka rabler edinmesin. Eğer yüz çevirirlerse: “Şâhit olun biz müslümanlarız” deyin.” (Âli İmran 3/64)

Tevhid kelimesi, yani Allah’tan başkasına kulluk etmeme prensibi bütün peygamberlerin tebliği ve bütün ilâhî dinlerin ortak davetidir.

Kur’an, ‘şirk’ sapıklığını “kelimetün habisetün-kötü bir kelime” benzetmesiyle tanıtıyor:

“Kötü kelimenin (sözün) durumu da gövdesi yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma imkanı) olmayan kötü bir ağaca benzer.” (İbrahim 14/26)

Müşrikler ve inkârcılar Allah’ın Kelimesine aykırı bir inancın, kulluğun ve düzenin peşindedirler.

2. Kelime aynı zamanda Allah’ın kesin kararı anlamında  kullanılmaktadır.

İmtihan için yaratılmış insan; Allah’a itaat ederse mükâfat, isyan ederse ceza alacaktır. Allah (cc), isyan edenlere ceza vermekte acele etmez. Kıyâmetten sonra bütün insanlar yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.

“Rabbinin geçmiş kelimesi” veya “kelimetü’l-fasl-kesin karar” ifadeleri bu anlamdadır. (Bkz: Hûd 11/110. Şûrâ 42/21)

“Rabbin dileseydi insanları elbette tek bir ümmet yapardı. Fakat onlar hep ihtilâf içinde olacaklardır, rabbinin esirgedikleri müstesna; zaten O insanları buna uygun yaratmıştır. Böylece rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem insanlar hem cinlerle dolduracağım” kelimesi (sözü/kararı) yerini bulmuş oldu.” (Hûd 11/118-119)

Buradaki “Rabbinin kelimesi” Allah’ın kesin kararı, O’nun sünneti anlamında olduğu söylendi. (Taberî, Câmiu’l-Beyân, 7/141, 11/32. Hâzin, Tefsir 2/508)

“İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü (kelimetü’l-azab)  gerçekleşmiştir.” (Zümer 39/71)

Bu âyetteki “kelimetü’l-azap-azap sözü” Allah’a isyan edenler hakkında verilmiş olan kesin bir hükümdür. (Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an 2/2690)

Kimileri de bu kesin azap sözüne dünyada iken ulaşırlar. Çünkü onlar, aşırı derecede isyankâr olmuşlar, peygamberi dinlememişler ve azaba meydan okumuşlardır. (Bkz: Yûnus 10/33. Zümer 39/19) (Şankıtî, el-Keşfu’l-Beyân, 3/284

3. “Kelimetullah-Allah’ın yardım sözü” aynı zamanda, Allah’ın kendi uğrunda sabredenlere söz verdiği bir yardımdır. (En’am 6/34)

“İyi bil ki, Allah’ın velilerine (sevdiklerine) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar ki, inandılar ve takva sahibi oldular. Dünya hayatında da âhiret hayatında da müjde onlara!

Allah’ın kelimeleri (sözü) değişmez. İşte asıl büyük başarı budur.” (Yûnus 10/62-64)

4. “Kelimetü Rabbike-Rabbinin kelimesi” ifadesi, Allah’ın hükmü, O’nun koyduğu kanun manasında anlaşılmıştır.

“Rabbinin Kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini (hükümlerini) değiştirecek (kimse) yoktur” (Kehf 18/27)

5. ‘Kelime’ aynı zamanda normal söz, kelâm anlamında da kullanılmaktadır. Hz. Âdem (as) Cennetteki hatasından sonra Rabbinden bir takım tevbe kelimeleri öğrendi ve onlarla Allah’a tevbe etti. (Bekara 2/37)

Kâfirlerin “Allah’ın çocuğu vardır” sözü için Kur’an; “Onların ağızlarından çıkan çok büyük (cüretli) bir kelime” demektedir. (Tevbe 9/74)

6. Kur’an, ‘kelime’ sözcüğünü üç yerde de Hz. İsa (as)  hakkında kullanmaktadır. (Âli İmran 3/39, 45. Nisâ 4/171)

Her varlık Allah’ın bir kelime’sidir. Hz. İsa’ya ‘kelime’ denmesi, ilk insan gibi babasız yaratılması, ‘kün-ol’ emriyle meydana getirilmesi olabilir. İsa (as) bebekken konuşmuş, kendisine kitap, mu’cizeler ve hikmet verilmiştir.

“Hani melekler şöyle demişti: ‘Ey Meryem, Allah seni, kendisinden bir kelime (bir oğulla) müjdeliyor, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir.’” (Âli İmran 3/45)

7. İki yerde geçen “kelimetullah-Allah’ın kelimesi” Allah’ın geniş ilmi şeklinde anlaşılmıştır. Tefsirciler bunun için, Allah’ın sözü, Kur’an’ın anlamları, eşyanın gerçekleri, Allah’ın verdiği mükâfatlar, öğütleri ve O’nun yüce kudreti demişlerdir.

“Yeryüzünde bulunan bütün ağaçlar kalem olsa, denizler de (mürekkep olup) arkasından yedi deniz (daha gelip mürekkep olsa) ona yardım etse, yine bunlar tükenir ama Allah’ın kelimeleri tükenmez.” (Lukman 31/27)

8. Allah Teâla, İbrahim (as)’i bir takım kelimelerle (emirlerle) denemişti. O bu denemeleri başarınca, yani emirleri uygulayınca  Allah (cc) ona; “Seni insanlara imam (önder) yapacağım” demişti. (Bekara 2/124)

Burada geçen ‘kelimât’ Kur’an’da İbrahim’in (as) istekleri ile bütün meseleler (Mukâtil b. Süleymen, Tefsir, 1/79),

Allah’ın emirleri, bazı ibadetler (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 1/571-573),

o zaman kadar diğer peygamberlere verilmeyen İslâm ahkâmı (Hâzin, Tefsir, 1/76),

bedendeki fıtrata uygun temizlik, hac menâsik’i, hicret etmesi ve ateşe atılması, oğlunu kurban etmesi (İbnu’l-Cevzî, Zâdu’l-Mesîr, s: 89) anlamında olabilir. (Allahu a’lem)

“De ki: “Ey insanlar! Gerçekten ben göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın hepinize gönderdiği elçisiyim. O’ndan başka tanrı yoktur. O hayat verir ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve ümmî peygamber olan Rasûlüne -ki o Allah’a ve O’nun sözlerine (kelimât’ına) inanır- iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A’raf 7/158)

Bu âyette geçen ‘kelimât’ kelimesinin hangi anlamda kullanıldığı konusunda farklı görüşler var. Bazılarına göre bu Allah’ın âyetleridir, yani Kur’an’dır (Mükatil b. Süleyman, Tefsir, 1/419),

bazıları göre ise Meryem oğlu İsa’dır (as),

bazılarına göre o, Allah’ın Tevrat, İncil ve Kur’an gibi kitaplarıdır (Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 1/1329),

bazılarına göre onlar Allah’ın kullarına emrettiği görevlerdir. Mü’minler hem Muhammed’in (as) elçiliğine, hem de Kur’an’da belli olan Allah’ın kelimelerinin hepsine iman ederler. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 6/88)

9. Allah’ın bir şeyin olmasını istediği zaman onu hemen istediği gibi yaratması da O’nun kelimelerindendir. Nitekim ateşin Hz. İbrahimi yakmaması, Hz. Musa’nın sihirbazları yenmesi ve hakkın bâtıla karşı üstün gelmesi yine Allah’ın kelimesidir.

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube


© Mir'at Haber