menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KURBAN: İSMAİLCE BİR TESLİMİYET İBRAHİMCE BİR SADAKAT

5 0
25.05.2026

KURBAN: İSMAİLCE BİR TESLİMİYET İBRAHİMCE BİR SADAKAT

Kurban, insanlık tarihiyle yaşıt, çok eski dönemlere dayanan bir ibadettir Kur’an-ı Kerim’de Maide Suresi’nde anlatılan Habil ile Kabil kıssasında ilk kurban sunumundan bahsedilir (Mâide 5/27). Hac Suresi’nde de belirtildiği üzere, kurban ibadeti geçmişteki tüm ümmetlere ve topluluklara emredilmiştir (Hac 22/34).

Ancak eski kavimlerin ve çok tanrılı dinlerin tarihlerine baktığımızda bu ibadet daha çok “kurban takdimi/sunumu” olarak adlandırılır. İslam’da ise “kurban kesmek” ifadesi kullanılır ve bu ikisi arasında temel bir zihniyet farkı vardır.

Kadim topluluklarda bu ritüelle ilgili “kurban takdimi/sunumu” ifadesi kullanılır. Çok tanrılı inançlarda, tanrıların kurbana bir ihtiyacı olduğu düşünülürdü. Sosyolog Émile Durkheim’ın da belirttiği gibi bu anlayışlarda bir tür “pazarlık, alışveriş;” yani “şunu yaparsam bana bunu ver” mantığı hakimdir. Dolayısıyla “Ben tanrıya bir şey takdim edeyim, o da bana bereket, sağlık, zafer veya korunma bahşetsin” şeklinde karşılıklı bir çıkar ilişkisi gözetilirdi.

İslam inancında ise ibadetlerde böyle bir pazarlık ya da karşılıklı menfaat ilişkisi yoktur. Burada kulun Allah’a kayıtsız şartsız bir teslimiyeti ve adanması vardır. Müminler, Allah’ın emrini yerine getiririler ve elbette ki ibadet ve dualarında O’nun rızasını ve inayetini beklerler. Ama bunu karşılıklı bir alışveriş şeklinde anlamamak gerekir. Çünkü yaygın ifadesiyle ideal mümin, hisâbî değil, hasbî olur. Ayette belirtildiği üzere bu teslimiyetin en büyük sembolü Hz. İbrahim’dir (Bakara 2/131). Burada fedakârlık ve zorluklar karşısında yılmadan yıkılmadan sabırla kulluk çizgisinde devam etmek gerekir. Mümini esas yücelten, dünya ve ahirette büyük mükâfatlara erişmesine sebep olan da bu adanmışlık ruhudur.  

Öte taraftan kadim dinlerde tapınmalara tanrıların ihtiyacı olduğuna inanılırdı. İslam’da ise ibadetlerin amacı -haşa- Allah Teala’nın ihtiyacını karşılamak değildir. Çünkü O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur (Ğani), aksine insanlar O’na muhtaçtır (Fâtır 35/15). Nitekim insan ve cinlerin yaratılış amacının Allah’a kulluk olduğu belirtildikten sonra, “Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istiyor değilim” (Zâriyât 51/57) denir.    

İbadetlerdeki amaç, insanın manevi olarak olgunlaşmasıdır (Mâide 5/6). Hac Suresi’nde “Kestiğiniz kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanız, ihlasınız ve teslimiyetinizdir” buyrulmaktadır (Fâtır 35/15). Bu ayetin de kadim dinlerdeki kurbanların Allah’a ulaşacağı şeklindeki yanlış anlayışa zımnen bir itirazı içerdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla İslam, kurban ibadetini bir takım batıl anlayışlardan temizlemiş, şekli ve maddi kalıpların ötesinde onu insanın manevi arınmasına vesile kılmıştır.

Kurban bağlamında işlenen Hz. İbrahim ve oğlu İsmail kıssasında........

© Mir'at Haber